Block title
Block content

"Belki, bazan hükm-ü imanîleri, şuhud-u kevniyelerine müsademe eder; pek güçlükle inanabilirler." cümlesini izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Belki, o âsâr-ı acîbeyi, eğer o şuurlu farz ettiğimiz üç şey, o kayıt altında gördüğü güneşe verse de sırf aklî ve imanî bir tarzda; ve o mukayyed, ayn-ı mutlak olduğunu bir teslimiyetle verebilir. Fakat, o insan gibi akıllı farz ettiğimiz Zühre, Katre, Reşha, şu hükümleri, yani pek büyük âsârı güneşlerine isnad etmeleri, aklîdir, şuhudî değil. Belki, bazan hükm-ü imanîleri, şuhud-u kevniyelerine müsademe eder; pek güçlükle inanabilirler."(1) 

Kainatın sebepleri içinde aklı boğulmuş, kalbi sersemleşmiş insanların gaybi şeylere tam bir itminan  ile iman etmesi çok zor ve müşküldür.

Mesela İbn-i Sina aklına itimat edip vahyi akla tabi tuttuğu için imanın bir çok alanında taklitten tahkikiye geçememiştir. İbn-i Sina gibi filozoflar sebeplerde boğulmuş, aklı ile imanı büyük bir çatışma ve çarpışma yaşamıştır. Hatta bazen küfrün kıyılarına yaklaştığı için Hüccet-ül İslam olan İmam Gazali onu tekfir bile etmiştir.

Halbuki bu gibi zevat aklına değil de Kur’an’a itimat etmiş olsalardı, o zaman imanları çok yüksek makamlara çıkar, bütün duyguları ile tam bir itminan içinde olurlardı. Hatta öyle ki felsefede deha derecesinde olan filozoflar Kur’an’ın ami ve avam bir şakirdine iman noktasında yetişemiyor.

Aklı sebep sonuç içinde sersemleşmiş bir filozof, sebep ve sonucun üstünde parlayan tevhit parıltılarını göremiyor ve bazen de sonucu sebepten bilip şirk bataklığına yuvarlanıyor. Ya da iman ile sebepler arasında sıkışıp büyük inanç buhranı yaşıyor.

(1) bk. Sözler, Yirmi Dördüncü Söz, İkinci Dal.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...