Block title
Block content

"Belki, hikmet-i insaniye, o intizam ve mevzuniyetin bir tezahürüdür, bir tercümanıdır." Burayı açar mısınız biraz? Medeniyeti de bu hikmete dahil edebilir miyiz? "Hikmet-i insaniye"den ne anlamalıyız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İşte, cesed-i hayvânînin hüceyrâtından ve kandaki küreyvât-ı hamrâ ve beyzâdan ve zerrâtın tahavvülâtından ve cihazat-ı bedeniyenin tenasübünden tut, tâ denizlerin vâridat ve masarifine, tâ zemin altındaki çeşmelerin gelir ve sarfiyatlarına, tâ hayvânat ve nebâtâtın tevellüdat ve vefiyatlarına, tâ güz ve baharın tahribat ve tamiratlarına, tâ unsurların ve yıldızların hidemat ve harekâtlarına, tâ mevt ve hayatın, ziya ve zulmetin ve hararet ve burudetin değişmelerine ve döğüşmelerine ve çarpışmalarına kadar, o derece hassas bir mizanla ve o kadar ince bir ölçüyle tanzim edilir ve tartılır ki, akl-ı beşer hiçbir yerde hakikî olarak hiçbir israf, hiçbir abes görmediği gibi, hikmet-i insaniye dahi her şeyde en mükemmel bir intizam, en güzel bir mevzuniyet görüyor ve gösteriyor. Belki, hikmet-i insaniye, o intizam ve mevzuniyetin bir tezahürüdür, bir tercümanıdır."(1)

Buradaki "hikmet-i insan" fen ilimleridir. Fen ilimleri de kainatta kurulu olan mükemmel sistem ve ölçülerden oluşmaktadır. İnsanoğlu ortak aklın gayret ve araştırması ile kainatta var olan sistem ve ölçüleri tespit ederek fen ilimleri haline dönüştürüyor. Yani fen ilimleri kainattaki sistem ve ölçülerin bir yansıması ve tercümanı olmuş oluyor.

İnsanlığın oluşturmuş olduğu medeniyet de bunun bir yansıması bir sonucudur, diyebiliriz. 

(1) bk. Lem'alar, Otuzuncu Lem'a, İkinci Nükte.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: İkinci Nükte | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 1068 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
Yükleniyor...