Block title
Block content

"Belki o imdad ve o koşmak, Kerim bir Rabb'in emriyle bir teavündür." cümlesi ile "Daima kavî, zaifi ezmek, hayvanların birinci düstûr ve kavânin-i esasiyesindendir." cümlesi çelişmiyor mu?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Ey ikinci bozuk Avrupa! Senin çürük ve esassız esaslarının bir kısmı şunlardır ki: 'En büyük melekten en küçük semeğe kadar her bir zîhayat kendi nefsine mâliktir ve kendi zâtı için çalışır ve kendi lezzeti için çabalar. Onun bir hakk-ı hayatı var. Gaye-i himmeti ve hedef-i maksadı, yaşamak ve bekasını temin etmektir.' diyorsun. Ve Hâlık-ı Kerim'in kerem düsturlarından ve erkân-ı kâinatta kemal-i itaatla imtisal edilen düstur-u teavünle, nebatat hayvanatın imdadına ve hayvanat insanların yardımına koşmasından tezahür eden o umumî kanunun rahîmane, kerimane cilvelerini cidal zannedip, 'Hayat bir cidaldir.' diye ahmakane hükmetmişsin. Acaba o düstur-u teavünün cilvesinden olan zerrat-ı taamiyenin, kemal-i şevk ile beden hüceyrelerinin gıdalandırılması için koşmaları nasıl cidaldir? Nasıl bir çarpışmaktır? Belki o imdad ve o koşmak, Kerim bir Rabb'in emriyle bir teavündür."(1)

Burada Allah’ın mahlukatına olan ikramı, ihsanı, şefkati, keremi nazara veriliyor. Ki bu kainatta o kadar açık seçik görülüyor ki âdeta bütün kainat kerem prensibi üzerine hareket ediyor gibidir. Böyle bir gerçeklik meydanda iken, kainatta çarpışma, çatışma ve mücadele hükmediyormuş gibi algılayıp, "Hayat cidaldir." diye genel bir hükme gitmek ahmaklık olur.

İnsanın azaları arasındaki uyum ve yardımlaşmadan tut ta galaksiler arasındaki uyum ve yardımlaşmaya varana kadar, her şey kainatta bir kerem bir yardımlaşma bir dayanışma prensibinin geçerli olduğunu gösteriyor. Yani "Hayat mücadele ve kavgadan ibarettir." hükmünü bütün kainat hâl dili yalanlayıp tekzip ediyor.

"Demek şu istibdad hayvaniyetten gelmedir?"

"C- Evet müstebid bir kurt, biçare bir koyunu parça parça etmek. Daima kavî zaifi ezmek, hayvanların birinci düstûr ve kavânin-i esasiyesindendir."(2) 

Buradaki ifade ise, kainatın genel geçer kanunu olan kerem ve yardımlaşmanın yanında gerek besin zinciri, gerek ekolojik denge, gerek imtihan, gerek kuvve halinde olan kabiliyetlerin gelişip inkişaf etmesi gibi birçok hikmet açısından bir parça mücadeleye ve cidale müsaade edilmiştir. Öyle olmasa hayat yeknesak ve monoton kalıp, birçok kemal ve güzelliklerin dereceleri açığa çıkamazdı.

İnsanın nefsi ile mücadele edebilmesi için nefse biraz öfke, kin, nefret ve benzeri duygu dozajları verilmiştir; bunlar olmasa insanın kuvve halindeki kabiliyetler inkişaf etmezdi. Bu havyanlar açısından da böyledir. Kurda pençe, diş ve parçalama yeteneği verilmese ekolojik denge bozulur, hayvanlar alemi perişan olurdu. Bizim vahşet ve kavga gibi gördüğümüz hadisenin arka cephesinde yine merhamet ve kerem prensipleri caridir.

Hadiseye yüzeysel bakarsak, kurt vahşi yapısı ile kavgayı temsil ediyor. Ama olaya derinlemesine bakacak olursak, kurdun vahşi gibi görünen yapısı kerem prensibinin dolaylı bir izdüşümü oluyor.

Üstadımız bu paragrafta insan yaratılışında bulunan menfi duyguları vahşi hayvanlara benzetiyor. Bu paragrafta makam, baskıcılığın izah edilmesi olduğu için, hayvanatın vahşi yapısına sadece örnek olmak ve yüzeysel olarak bakılıyor. Şayet makam kerem düsturunun izah edilmesi olsa idi, olay farklı izah edilirdi.

Dipnotlar:

(1) bk. Lem'alar, On Yedinci Lem'a.
(2) bk. Münazarat.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...