Block title
Block content

"Belki yalnız o defter, o kâtibin yazı kaleminin ucu ile teması var..." İzah ederek temsilin hakikatteki karşılığını açıklayabilir misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Diğer adam der ki: Bu mîzanlı ve nizamlı, gayet san'atkârâne nakışlar, kat'î bir surette, bir irâde ve ihtiyar ve kasd ve meşîeti iktizâ eder. İrâdesiz bir cilve, ihtiyarsız bir tezâhür olamaz."

"Evet, tavusun mâhiyeti güzel ve yüksektir; fâili ile hiçbir cihette ittihâd edemez. Rûhu güzel ve âlîdir, fakat mûcid ve mutasarrıf değil, belki ancak mazhar ve medardır. Çünkü her bir tüyünde, bilbedâhe, nihâyetsiz bir hikmetle bir san'at ve nihâyetsiz bir kudretle bir nakş-ı ziynet görünüyor. Bu ise irâdesiz, ihtiyarsız olamaz. Bu kemâl-i kudret içinde kemâl-i hikmeti ve kemâl-i ihtiyar içinde kemâl-i rubûbiyeti ve merhameti gösteren san'atlar, cilve milve işi değil. Bu yaldızlı defteri yazan kâtip onun içinde olamaz, onunla ittihâd edemez. Belki, yalnız o defter, o kâtibin yazı kaleminin ucuyla temâsı var. Öyle ise, o kâinat denilen misâlî tavusun hârikulâde ziynetleri, o tavus Hâlikının yaldızlı bir mektubudur."(1)

“Belki, yalnız o defter, o kâtibin yazı kaleminin ucuyla temâsı var.” Bu cümle Allah ile mahlukat arasındaki yaratma-yaratılma ilişkisine işaret ediyor. Yani bütün mahlukat defter ile ifade edilirken, Allah’ta defteri kaleme alan ve yazan katip ile ifade ediliyor.

Benzerlik veya benzer olma açısından katip ile defter arasındaki tek ilişki ve ilinti yaratılmadır. Yani katip ile defterin ihtilatı, birbiri ile iç içe geçmesi birbirine benzemesi birbiri ile hemhal olması mümkün değildir. Mesela katip ilim ve konuşma özelliğine sahipken defterde bu özellik bulunmaz. Defterin katip ile olan tek ilişkisi kalemin defteri yazmak için temasıdır.

Kainat defteri de Allah’ın kudret kalemi ile yazılıyor yani yaratılıyor. Kainatın Allah ile ihtilat (karışması) etmesi, birbiri ile iç içe geçmesi, birbirine benzemesi, birbiri ile hemhal olması mümkün değildir. Allah kainatı sonsuz kudreti ile yaratır o kadar, bundan ötesini iddia etmek küfür ve şirk olur.

"... Onun benzeri yoktur. O, her şeyi işitici ve görücüdür." (Şûra, 42/11)

Felsefi bir akım olan monizm ve panteizm defter ile katibin aynı olduğunu iddia ederek, varlığı kendinden olup ezeli ve ebedi olan bir Allah’ı inkar ediyorlar. Yani maddeyi ilahlaştırarak varlık tektir diye bir safsatada bulunuyorlar. Varlık tektir, o da maddedir -haşa- Allah diye müstakil ve vacip bir varlık yok diyorlar.

Oysa İslam tevhit anlayışında Allah kainatı yoktan var etmiş ve yoktan var edilen bütün bu yaratılanlardan münezzeh ve mukaddestir. Allah’ın kainat ile olan tek ilişkisi yaratan-yaratılan ilişkisidir. Kainatı Allah’ın bir parçası bir azası bir cevheri bir sıfatı olarak görmek ve öyle itikat etmek halis küfürdür.

Özetle:

“Cenab-ı Hakk'ın mahiyeti her şeye mübayindir.” Yani Allah yaratmış olduğu hiçbir şeye benzemez ve onlardan münezzeh ve mukaddestir. Bu husus selb-i sıfatlar içinde “Muhalefetün lil-havâdis” olarak ifade edilir.

Muhalefetün lil-havâdis Allah`ın, sonradan vücud bulan varlıklara benzememesi demektir. Allah ne zatında, ne de sıfatlarında kendi yarattığı varlıklara benzemez. Biz Allah`ı nasıl düşünürsek düşünelim, O, hatır ve hayâlimize gelenlerin hepsinden başka ve farklıdır. Çünkü hâtıra gelenlerin hepsi hâdis, yani, sonradan yaratılmış, yok iken var edilmiş şeylerdir.

Allah ise, vücûdu vâcib, kadîm ve bâkî, her şeyden müstağnî, her türlü noksandan uzak, bütün kemâl sıfatlara sahip olan İlâhî ve mukaddes bir zattır. Şübhe yok ki, böyle yüce bir Zât, önce yok iken sonra var olan, sonra da tekrar zeval bulan varlıklara benzemez.

(1) bk. Lem'alar, Dokuzuncu Lem'a.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...