Block title
Block content

“Ben ehl-i dünyanın dünyasına karışmadım ki onların mahkûmu olayım, onlara müracaat edeyim. Ben, kader-i İlahînin mahkûmuyum ve ona karşı kusurum var, ona müracaat ediyorum.” İnsan kaderin mahkumu değildir. Burda Üstad neyi kastediyor?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Çok dostlarla beraber, bana nezaret eden bir kumandan, mükerreren sual ettiler: Neden vesika için müracaat etmiyorsun, istida vermiyorsun?”

"Elcevap: Beş altı sebep için müracaat etmiyorum ve edemiyorum:"

"Birincisi: Ben ehl-i dünyanın dünyasına karışmadım ki, onların mahkûmu olayım, onlara müracaat edeyim. Ben kader-i İlâhînin mahkûmuyum ve ona karşı kusurum var; ona müracaat ediyorum."(1)

"Kaderin mahkumuyum" derken, Cebriye mezhebinin iddia ettiği gibi "İnsan kaderin önünde rüzgârda savrulan bir yaprak misali gibidir." demek istemiyor. İnsan iradesi dışında gerçekleşen olaylarda kadere tam teslim olmuşum, demek istiyor.

Mesela, kader beni hapse, zindana atmış ise, ben buna tam tevekkül edip insanların kanunlarına, yargı sistemine, avukatına müracaat etmem, demek istiyor. Zahirde bana zulmedip beni hapse atan zaten bu beşeri sistem ben kalkıp bir de bana zulmeden bu sisteme müracaat edersem kendimle çelişmiş sayılırım demek istiyor.

Özetle ben mahkum ve teslim olacaksam, bu beşeri düzene değil İlahi kadere teslim olurum diyor Üstadımız.

İnsan günah ile sevap, iman ile küfür, iyilik ile kötülük arasında tercih yapma konusunda mahkum ve iradesiz değildir. Çünkü İlahi rahmet ve adalet insana bir tercih yapma özgürlüğü vermiştir. Ama bunların dışında kalan bütün konularda insan kaderin mahkumudur ve insan buna teslim ve tevekkül etmekle sorumludur.

(1) bk. Mektubat, On Altıncı Mektup'un Zeyli. 

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: On Altıncı Mektubun Zeyli | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 240 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...