Block title
Block content

"Ben muhabbet üzerine bir rüşvet, bir ücret, bir mukabele, bir mükâfat istemiyorum." Bu ifadenin anlamını ve ifadenin kime ait olduğunu açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"... Yani, 'Ben muhabbet üzerine bir rüşvet, bir ücret, bir mukabele, bir mükâfat istemiyorum.' Çünkü, mukabilinde bir mükâfat, bir sevap istenilen muhabbet zayıftır, devamsızdır. Hattâ hâlis muhabbet, fıtrat-ı insaniyede ve umum validelerde derc edilmiştir."

"İşte bu hâlis muhabbete tam mânâsıyla validelerin şefkatleri mazhardır. Valideler, o sırr-ı şefkatle, evlâtlarına karşı muhabbetlerine bir mükâfat, bir rüşvet istemediklerine ve talep etmediklerine delil; ruhunu, belki saadet-i uhreviyesini de onlar için feda etmeleridir. Tavuğun bütün sermayesi kendi hayatı iken, yavrusunu itin ağzından kurtarmak için -Hüsrev'in müşahedesiyle- kafasını ite kaptırır."(1)

Bu söz, bize ihlaslı muhabbetin nasıl olması gerektiğini tarif eden levha ve kalıp bir ifadedir. Bu sözün kaynağı şu şekilde geçmektedir: İbni Kays, Kura’d-Dayf 1:95, 207; ez-Zehebî, Târihu’l-İslâm, 103.  Ancak sözün kime ait olduğuna rastlayamadık.

Allah’ı sevmenin çekirdekten ağaca kadar çok makam ve mertebeleri vardır. Herkesin ağaç makamında Allah’ı sevmesi mümkün olmaz, ama biz de çekirdek makamında sevebiliriz. İnsan, niyetinde daima Allah rızasını gözetmelidir. Bu niyete başka şeyler sızarsa, ibadetin ruhunu kaçırır ve bozar.

Niyet gerçek sebep olmamak kaydı ile. Diğer dünyevi hikmet ve faydalar ise, ibadete şevki ve gayreti artırmak için araç olarak kullanılabilir.

Ben, namazı bedene sıhhat versin diye kılsam, bu namaz batıl olur. Ben yağmur getirmek için, yağmur duasına gitsem, bu da yanlış olur. "Zira yağmursuzluk, yağmur duasının bir vaktidir." Ama bunun neticesinde sen niyetine esas ve gerekçe yapmadığın halde, Allah yağmuru verirse, bu da bir ikramdır, şükür ister. Ben şu ibadetin yüzde yetmişini Allah için, kalan yüzde otuzunu da şu dünyevi faydası için yapıyorum desen, nasıl çirkin ve esassız olur, anlarsın. Ama ben şu ibadeti tamamen Allah için yapıyorum, dünyevi hikmet ve sebeplerini de onun alemi ve sembolü, yani vakti olarak görüyorum, desen; Allah’ın rızasına uygun hareket etmiş olursun.

Dünya menfaati ile, Allah için yapmak manası kalp ve niyette cem olmaz, ama lafız olarak ağızda cem olabilir.

İbadet ve dualara takılan dünyevi fayda ve hikmetler ise, zayıf olan insanları teşvik ve ibadete alıştırmak için kullanılabilir. Cennet ve cehennem de bu mülahazalar ile kullanılabilir. Dua ve ibadetlerin formatta dünya ve ahirete bakması, niyette Allah için olmasına mani değildir. 

"Rüşvet" burada ücret, faydalanma, karşılık anlamlarında kullanılıyor. Safi muhabbet karşılık ve fayda umulmadan yapılan muhabbettir. Yani temiz ve samimi bir muhabbette kesinlikle bir beklenti, karşılık ve fayda mülahaza edilmez.

"Rüşvet" esasında bir şey verip karşılığında bir şey beklemektir. "Allah’ım, ben seni seveyim, sen de bana cennette köşkler, saraylar ver." demek de dolaylı bir rüşvettir.

(1) bk. Lem'alar, On Yedinci Lem'a, On Üçüncü Nota.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: On Üçüncü Nota | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 4668 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...