Block title
Block content

"Ben seyr-i ruhanîde kat-ı merâtip ederken, tabakat-ı evliyâ içinde en parlak, en haşmetli, en letâfetli, en emniyetli, Sünnet-i Seniyyeye ittibâı esas-ı tarikat ittihaz edenler..." İkinci Nükte'yi açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İKİNCİ NÜKTE"

"İmâm-ı Rabbânî Ahmed-i Fârûkî (r.a.) demiş ki: 'Ben seyr-i ruhanîde kat-ı merâtip ederken, tabakat-ı evliyâ içinde en parlak, en haşmetli, en letâfetli, en emniyetli, Sünnet-i Seniyyeye ittibâı esas-ı tarikat ittihaz edenleri gördüm. Hattâ o tabakanın âmi evliyaları, sair tabakâtın has velîlerinden daha muhteşem görünüyordu.' "

"Evet, Müceddid-i Elf-i Sâni İmam-ı Rabbânî hak söylüyor. Sünnet-i Seniyyeyi esas tutan, Habibullahın zılli altında makam-ı mahbubiyete mazhardır."(1)

İslam dininin temel esaslarında herkes müttefiktir ve olmak zorundadır. Bu temel esasları inkar ile terk eden İslam dairesinden çıkmış olur. Günahkar bir şekilde, bu esasları hayatına tatbik etmeyen de zaten Allah’ın hakiki bir kulu ve dostu olamaz.

Temel esaslar ise İslam’ın iman ve ibadet kısmıdır. İslam dininin temel esasları sınıfına  girmeyen kısımlarda ise insanlar daha ziyade kendi mizaç ve kabiliyetine uygun yolları tercih ediyorlar.

Mesela tarikat ve tasavvuf mesleklerinin belirlemiş oldukları adap ve evrat bunlardandır. Peygamber Efendimiz (asm)'in İslam dininin temel esasları kısmına girmeyen  sünnetleri de bir yoldur.

Bazı tarikat erbabı, mesleklerinin adap ve evradını Peygamber Efendimiz (asm)'in sünnetine tercih edebiliyorlar. Gerçi bu bir varta, bir risktir ama inkar ve tahkir etmedikçe küfür sayılmaz. Yani bir mürid kendi mesleğinin adabını, sünnetin adabına tercih edip manen yol kat ederek  velayete ulaşabilir. Lakin sünnetin adabını esas alarak velayete ulaşan  bir müride manen asla yetişemez.

Zira Peygamberimiz (asm)'in sünneti bütün sünnetlerin üzerinde bir makamdadır. Allah’a vasıl olmanın en kestirme ve selametli yolu Peygamberimiz (asm)'in sünnetine tabi olmaktadır. İşte İmam Rabbani burada bu manaya işaret ediyor.

Mesela, namazlardan sonra Peygamber Efendimiz (asm)'in yapmış olduğu tesbihleri düzenli yapmayıp, şeyhinin verdiği virdleri düzenli yapması buna bir örnek teşkil edebilir. Halbuki şeyhinden aldığı virdin sevabı Peygamber Efendimiz (asm)'in sünnetinden hasıl olan sevaba  asla ve kata yetişmez. Burada üstünlük şahıslarda değil gidilen yollardadır. Mesela tarikatta giden çok büyük bir veli, sünnette giden ami bir evliyanın makamına yetişemeyebilir; burada fazilet şahısların değil, gidilen yolundur; fazilet şahıslarda olsa durum aksine olurdu.

(1) bk. Lem'alar, On Birinci Lem'a.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: İkinci Nükte | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 8266 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

drerkan
Kaylûle etmek Peygamber efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem âdet-i şerîfesi idi. O'na uyan bir kimsenin bir parça kaylûle etmesi, O'na uymaksızın birçok geceleri ibâdetle geçirmekten kat kat daha kıymetlidir. (İmâm-ı Rabbânî)
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
karolin
Kaylûle etmek Peygamber efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem âdet-i şerîfesi idi. O'na uyan bir kimsenin bir parça kaylûle etmesi, O'na uymaksızın birçok geceleri ibâdetle geçirmekten kat kat daha kıymetlidir. (İmâm-ı Rabbânî) İlginçmiş,uyku bile sünnete uymaktan dolayı ibadetten daha sevaplı olabiliyor yani,öyle mi?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Bir sünnet bir milyon nafile ibadetten daha faziletlidir.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
karolin
O zaman şunu diyebilir miyiz: Sünnet ibadetler altın gibi,nafileler demir..Binlerce kez nafile ibadet yorul,sadece bir sünnet olan kayluleye yetişemiyor. Burada ibadetin zahmeti ecri artırmıyor.İbadetin nereye taalluk ettiği önemli.. Bundan dolayı mı?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Bakış açınız çok güzel.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...