"Beraber gelen her bir taifesi, müstakil olarak uzak bir yerden ve gayet ciddî ve ehemmiyetli bir muhaberenin tek tek, kısa kısa bir surette geldiğinin nişanı var." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Evet, Kur'ân'ın ayetlerine insafla dikkat edilse görünüyor ki, sair kitaplar gibi bir iki maksadı takip eden tedricî bir fikrin silsilesine benzemiyor. Belki, def'î ve âni bir tavrı var. Ve ilka olunuyor bir gidişatı var. Ve beraber gelen her bir taifesi, müstakil olarak uzak bir yerden ve gayet ciddi ve ehemmiyetli bir muhaberenin tek tek, kısa kısa bir surette geldiğinin nişanı var. Evet, kâinatın Hâlık'ından başka kim var ki, bu derece kâinat ve Hâlık-ı Kâinat'la ciddi alakadar bir muhabereyi yapabilsin? Hadsiz derece haddinden çıkıp Hâlık-ı Zülcelâli kendi keyfiyle söyleştirsin, kâinatı doğru olarak konuştursun?" (Sözler, Yirmi Beşinci Söz, Birinci Şule)

Yani ayetlerin geliş şekilleri ve konuya hâkim ve vakıf tavırları, insan mahsulü olmadığına, aksine insanların âleminden uzak ve münezzeh bir makamdan geldiğine işaret ediyor. Her bir ayet alelacele hazırlanıp suni bir ısmarlama şeklinde değil, hususi ve kuşatıcı mana derinliği ve vukufiyeti ile nerden ve hangi kaynaktan geldiğine işaret ediyor. Bu manalara dikkatle bakanlar ayetlerin çıktığı ve geldiği yeri rahatlıkla görüp teslim eder.

İnsanlar ancak kendi gibi insanları taklit edebilir, hatta çok zaman bu da mümkün olmaz. Zira basit bir çoban harika bir komutanın tavrını insanları yüzde yüz aldatmak sureti ile taklit edemez; hemen kendini ele verir. Ayetlerin üstünde ve mana derinliğinde, onların ilahi olduğunun mührü vardır. Beşer bunları taklid edemez.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...