BERZAH

Berzah; kelime mânasıyla “perde”. Bu perdenin iki yüzü var; biri dünyaya bakıyor, diğeri âhirete. Berzah; bunlar arasındaki geçiş âlemi.

Allah Resulü’nün (asm.) bildirmesiyle; ehl-I iman için “Kabir Cennet bahçelerinden bir bahçe...” Dünya ile cennet arasında bir geçiş dönemi. Dünya bağlarından güzel, Cennet bostanlarından geri.

Yine kabir “Cehennem çukurlarından bir çukur...” Dünya azabından ileri, Cehennem ateşinden geri.

Yaşadığımız bu hikmet dünyasında çoğu şeyler bir tertip ile meydana geliyorlar. Biri diğerine sebep kılınıyor.

Meyve bir anda ve sebepsiz yaratılmıyor. Araya ağaç giriyor. Yaz bir anda gelmiyor, bir ilkbahar safhasından geçiliyor. Kış da bir anda ortalığı kaplamıyor. Arada bir sonbahar var.

Bebekler, dünyaya gelecek kıvama bir anda değil, dokuz ayda erişiyorlar. Ve ana rahmi, ruhlar âlemi ile dünya arasında bir köprü vazifesi görüyor.

Aynı şekilde, bu dünyadan göçen insanlar da ahiret âlemine bir anda varmıyorlar, “kabir âlemi” dediğimiz bir safhadan geçiyorlar. Ve bu âleme “berzah âlemi” deniliyor.

“Berzah,” iki âlem arasındaki geçiş safhası, iki belde arasındaki köprü demektir ve bu tabir, kabir âlemi için, mecaz olarak kullanılmıştır.

Yukarıda saydığımız bütün ara safhalar da birer berzahtırlar.

***

KÖPRÜ ÂLEM

Berzah, Cehennemin ilk karakolu, yahut Cennetin geçiş salonu. Ecdadımız o beldeye güzel bir isim koymuş: Kabristan.

Kabristan… Kabir ehlinin memleketi; Türkistan, Afganistan, Habeşistan gibi...

Kabristan: Mahşerden bir önceki şehir.

Dünyadaki ruh-beden beraberliğine o geçiş âleminde sanki bir mola veriliyor. Mahşer ile yeniden biraraya geliyorlar. İşte kabir âlemi bu iki beraberlik arasında bir köprü.

Yatağa girmemizle uykuya dalmamız arasında kısa bir süre geçer. Daha sonra rüyamızda eski dostlarımızla görüşürüz. Onlarla tam mânasıyla buluşmamız ise, ruhun bedenden ayrılmasıyla mümkün.

İşte berzah, ölümle diriliş arasındaki perde âlem.

Bu âlem, her mekâna ve zamana eşit mesafede. Dünyanın hangi bölgesinde ölürse ölsün, insan gözünü o âlemde açıyor.

O alemde, kimseye nereden, hangi makamdan geldin diye sorulmuyor... Sadece “Nasıl geldin?” deniliyor.

İmanla mı, inançsız mı?.. Takvayla mı, günahla mı?.. Namazla mı, sefahetle mi?..

bk. İnsanî Berzah.

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...