Block title
Block content

Beşerin uzun ve fırtınalı ve dağdağalı olan ebed tarafındaki yolculuğunu gayet derecede teshil eder. Bin, belki elli bin senelik mesafeyi bir günde kestirecek vesaiti gösterir..." cümlelerini devamıyla açar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Hem beşerin uzun ve fırtınalı ve dağdağalı olan ebed tarafındaki yolculuğunu gayet derecede teshil eder ve kolaylaştırır. Bin, belki elli bin senelik mesafeyi bir günde kestirecek vesaiti gösterir."

"Hem Sultan-ı Ezel ve Ebed olan Zât-ı Zülcelâli tanıttırmakla, insanı Ona bir memur abd ve bir vazifedar misafir vaziyetini verir. Hem dünya misafirhanesinde, hem berzahî ve uhrevî menzillerde kemâl-i rahatla seyahatini temin eder. Nasıl ki, bir padişahın müstakim bir memuru, onun daire-i memleketinde, hem her vilâyetin hudutlarından suhuletle ve tayyare, gemi, şimendifer gibi sür'atli vasıta-i seyahatle gezer, geçer. Öyle de Sultan-ı Ezelîye iman ile intisap eden ve amel-i salih ile itaat eden bir insan, şu misafirhane-i dünya menzillerinden ve âlem-i berzah ve âlem-i mahşer dairelerinden ve hâkezâ kabirden sonraki bütün âlemlerin geniş hudutlarından berk ve burak sür'atinde geçer, tâ saadet-i ebediyeyi bulur. Ve şu hakikati kat'î ispat eder ve asfiya ve evliyaya gösterir."(1)

Üstad, bu bahsin bütününde; iman ve küfür mesleğinin, insana ve insanın ebedi yolculuğuna kazandırdıkları ve kaybettirdikleri şeyleri zikrediyor. İman; insana hem bu dünyada hem de ebed yolculuğunda çok şeyler kazandırdığı ve onu rahatlattığı gibi; küfrün de, insana hem bu dünya hayatında hem de ebed yolculuğunda çok şeyler kaybettirdiğini, hem de çok büyük sıkıntı ve zahmetler verdiğini izah ediyor.

İnsan; ruhlar aleminden başlayıp anne karnına, oradan dünyaya, dünyada çocukluk, gençlik, yaşlılık süreçlerini geçirip oradan kabre, kabirden haşire, haşirden hesaba, hesaptan sırat köprüsüne ve en nihayetinde cennet ve cehennem gibi ebedi içinde kalacağı son durağa varmak gibi, dehşetli ve uzun bir yolculuğun içindedir. İşte bu dehşetli yolculuğu, rahatla geçirmek ve kısaltmak; ancak iman ve salih amel ile mümkündür. İman ve güzel amelin, bu yolculuğun her aşamasında bir tecellisi, bir tesiri vardır.

İnsanın dünya hayatında, iman ve güzel amel hakim ise; insan dünyanın elem ve sıkıntılarından kurtulur, kalbi ve ruhu, cennete gitmeden cennet hayatının numunesini yaşar. Kabir cennet bahçelerinden bir bahçe olur, hesap günü kolay ve rahat geçer, sırat köprüsünden şimşek hızı ile geçer, en nihayetinde cennete vasıl olur.

İnsanın dünya hayatında küfür ve isyan hakim olursa, insanın kalbi ve ruhu, daha cehenneme gitmeden, bu dünyada cehennem hayatını hisseder. Kabir cehennem çukurlarından bir çukur olur. Hesap çok dehşetli ve sıkıntılı geçer. Sırat köprüsü kıldan ince ve kılıçtan keskin olup, cehenneme bir kapı hükmünde olur ve en nihayetinde ebedi kalmak için cehennem içine yuvarlanır.

İşte iman ve küfrün ebedi yolculuktaki kısa bir hal tasviri.

(1) bk. Sözler, Otuz İkinci Söz, Üçüncü Mevkıf.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...