Block title
Block content

Beşinci Asıl'daki ibarelerin tamamı neye dayanmaktadır ve tefsirleri ne olabilir? "Muhadisin-i muhaddesun" ne anlama gelmektedir, bu gruptaki zevatın ihbarı nasıl hilafı hakikat çıkabilir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"BEŞİNCİ ASIL: اِنَّ فِى اُمَّتِى مُحَدَّثوُنَ  yani مُلْهَمُونَ sırrınca, bazı ehl-i keşif ve ehl-i velâyet olan muhaddisîn-i muhaddesun ilhamlarıyla gelen bazı maânî, hadis telâkki edilmiş. Halbuki ilham-ı evliya, bazı ârızalarla hata olabilir. İşte, bu neviden bir kısım hilâf-ı hakikat çıkabilir."(1)

Burada geçen ifade, “Ümmetimin içinde muhaddesûn vardır.” anlamındadır. Bir hadistir. (2)

Buradaki muhaddesun, “kendilerine ilham olunacaklar” demektir. Allah’ın “kelam” sıfatının tecellisi, peygamberlere vahiy etmekten, bal arısına vahiy etmeye, yani ilham etmeye (Nahl, 16/68) kadar geniştir.

Nitekim,

“Allah’ın kelamını ağaçlar ve otlar kalem olsa, denizler mürekkep olsa bitiremezler.” (Kehf, 18/109)

âyeti yüce Allah’ın kelam sıfatının kudret, ilim ve irade gibi sonsuz olduğunu bize haber vermektedir.

Bu nedenle Allah’ın konuşma sıfatı sadece Kur’an’dan ibaret değildir. Peygambere gelen “Kutsi Hadisler”den tutun, evliya ilhamı, melek ilhamı ve hayvanat ilhamına kadar geniş ve sonsuzdur.(3)

Ancak evliya ilhamı da olsa, bazı arızalarla hata olabilir. Bu ilhamlar hadise ait zannedildiğinden, hata olduğu zaman sanki hadis hatalıymış ve gerçeğe aykırıymış gibi algılanmış. Bu da hadislerin zayıflığına veya inkârına neden olabilmiştir.

Vahiy ile ilham arasındaki bazı farkları açıklarsak, evliya ilhamına gelebilecek arızalardan bazılarını da görebiliriz:

- İlham, mutasavvıflarca ve bazı kişilerce bir delil sayılabilir. Ancak o, çoğunluğu bağlayan bir hüccet ve delil değildir.

- Vahyin kaynağı kesin olarak ilâhî olmakla birlikte, ilhamın kaynağı her zaman ilâhî olmayabilir. Onun için, vahiy katî olup, ilham zannîdir. Çünkü, vahiy melek vasıtasıyla gelir. Melekte hata ihtimali yoktur. Fakat kalbin akıl ve nefisle alakası olduğundan, bunlardan etkilenir. Bundan dolayı, o meyanda yanılmalar olabilir.

- Vahiyde mündemiç olan risalet, bütün beşeriyete aittir. Halbuki ilham, yalnızca buna mazhar olan şahsa mahsustur. Vahiy, bütün âlemi aydınlatan güneş gibidir. İlham ise, sadece ilhama mazhar kişiyi aydınlatan bir lamba gibidir.

- Vahye mazhar olan peygamber, aldığı vahyi insanlara tebliğle mükelleftir. Hâlbuki bir veli, kalbine gelen ilhamı tebliğe memur değildir. Hatta çoğu kere gizlemesi daha efdal olmaktadır.

- Vahiy gölgesizdir, safidir, peygamberlere hasdır. İlham ise, gölgelidir. Renkler karışır. Kişinin mizacına göre farklı görünebilir. İlhama karışan bu gölgeler, renkler ve mizaca göre farklı yansılamalar, gerçeği farklı göstereceği için, hata olabilir. Renkli bir gözlükle, renksiz bir şeye bakınca, renkli görmek gibi...

- Bazı ilhamlar, rüya gibidir. Rüyayı, gören kişi tabir edemez. Ederse hata edebilir. Bazı velilerin ilhamlarına tabir gerekebilir. Tabir etmeden olduğu gibi aktarınca, bazı hatalara neden olabilir.

Özetle, veli kulların ilhamları da haktır. Elbette hadis ile ilgili gelen ilhamlar da olabiliyor. Ancak bu ilhamlar, bazen hadis metninden sayılmış ve bazı sebeplerle ilhamda hata olunca da sanki hadiste hata olduğu zannedilmiştir.

Dipnotlar:

(1) bk. Sözler, Yirmi Dördüncü Söz.

(2) bk. Buhari, Fadâilü’s-Sahâbe, 6, Enbiyâ, 54; Müslim, Fadâilü’s-Sahâbe, 23.

(3) bk. Sözler, On İkinci Söz, Dördüncü Esas.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...