Beşinci hakikatin haşiyesinde; “Ubudiyet-i Ahmediyenin (sav.) ruhu duâdır.” deniliyor. Başka yerlerde de ibadetlerin ruhunun ihlâs olduğu söyleniyor. Aralarında ne gibi bir fark var?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu ifadelerin her birisi ayrı bir teşbihtir. Birincisinde bir kul olarak yaptığımız her türlü iş bir bedene benzetilmiş, onun ruhunun duâ olduğu, yani “o işi yaparken Allah’ı hatırlamak, her türlü hayırlar için O’ndan yardım dilemek olduğu” ifade edilmiştir. Böyle olmayan işler ruhsuzdur, sevapsızdır, âhiret noktasında neticesizdir.

İkinci ifadede ise, yaptığımız ibadetler bedene teşbih edilmiş, onların ruhunun ise ihlâs olduğu, yani ibadetin ancak Allah rızası için yapılması gerektiği ders verilmiştir.

Daha önce de ifade ettiğimiz gibi, ubudiyet kulluk demektir, insan daima kuldur ve bu sıfat ondan hiçbir zaman ayrılmaz. Ancak, insan her zaman ibadet üzere değildir. Bir kul olarak yaptığımız her işte, söylediğimiz her sözde Kur’an'ın emrettiği çizgide olmak mecburiyetindeyiz. Kötülüğü emreden nefsimize, dünyanın cazibesine, zehirli hava gibi insana zarar veren bozuk toplum yapısına rağmen, bunu başarabilmemiz için Cenâb-ı Hakk’a sığınmamız ve O’ndan yardım dilememiz gerekir. Allah’ın rızası, istikamet üzere yaşamakla kazanılabilir. İhlâslı ve istikametli bir hayat sürmek için çokça duâ etmek ve Allah’a sığınmak lazım.

Yaptığımız ibadetleri riya ve benzeri hastalıklardan ârî olarak hâlis bir şekilde yapmamız gerekir. Namaza başlarken “Allah rızası” için diye niyet ederiz. Namazımızı O’nun rızası için kıldığımız gibi, namazdan sonra da bütün işlerimizde ihlâsımızı muhafaza etmeğe gayret ederiz. Bu da ancak yaptığımız o işlerde Allah’ı hatırlamak ve O’nun yardımını dilemekle olur.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...