Block title
Block content

Beşinci Şua'nın, ahir zamana dayanan tevilleri kaç yılında yazılmıştır, olayların vuku bulmadan önce yazıldığı doğru mudur?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Risale-i Nur'da Beşinci Şua'nın yazılma tarihine işaret eden şu paragraf vardır:

"Üçüncü esas: Sabık mahkememizde bir müddeiumumînin yanlış bir mânâ ile Beşinci Şua'ya dair suallerinde kanun hesabına değil, belki bir ölmüş şahsın dostluğu, taassubu hesabına mânâsız ve lüzumsuz itirazları sebebiyle bu gelecek uzunca tafsilâtı vermeye mecbur oldum."

"Evvelâ: Bu Beşinci Şua'yı hükümetin eline geçmeden evvel biz mahrem tutuyorduk. Hem bütün taharrilerde bende bulunmadı. Hem maksadı yalnız avâmın imanlarını şüphelerden ve müteşabih hadisleri inkârdan kurtarmaktır. Dünya cihetine üçüncü, dördüncü derecede, dolayısıyla bakar. Hem verdiği haberler doğrudur. Hem ehl-i siyaset ve dünya ile mübareze etmiyor, yalnız ihbar eder. Hem şahısları tayin etmiyor. Küllî bir surette, bir hakikat-i hadîsiyeyi beyan eder. Fakat, o küllî hakikati, bu asırdaki dehşetli bir şahsa tam tatbik etmişler. Onun için bu senelerde yeni telif edilmiş zannıyla itiraz ettiler. Hem o risalenin aslı, Dârü'l-Hikmet'ten daha eskidir. Yalnız bir zaman sonra tanzim edildi, Risale-i Nur'a girdi. Şöyle ki:"

"Bundan kırk sene evvel ve Hürriyetten bir sene evvel İstanbul'a geldim. O zaman Japonya'nın Başkumandanı, İslâm ulemasından dinî bazı sualler sormuştu. Onları İstanbul hocaları benden sordular. Hem çok şeyleri o münasebetle sual ettiler."(1)

Üstad'ın  Beşinci Şua'nın, Dârü'l-Hikmet'ten daha eski olduğunu vurgulaması bu risalenin Cumhuriyet'ten daha önce  kaleme alındığını ispat ediyor. Zira, Dârü'l-Hikmet bir Osmanlı kurumudur ve cumhuriyetin ilanı ile lavğ edilmiştir. Zaten Beşinci Şua'nın bir çok tevili de cumhuriyetin ilanından sonra vuku bulmuştur.

Bu ölçüler ışığında baktığımız zaman Beşinci Şua'nın 1908 tarihinde yazıldığı anlaşılıyor. Tevillerin vukuu ise ortalama olarak yirmi  yıl sonra gerçekleşiyor. Üstelik bütün tevil ve yorumlar tamı tamına mutabık olarak gerçekleşiyor. Bu da Üstad'ın yazıya geçmiş ve sürekliliği olan bir kerameti olduğu zahir bir şekilde anlaşılıyor. Bize göre her bir tevil ve yorum ayrı ayrı olarak bir keramet, bir ikram-ı İlahidir.

(1) bk. Şualar, On Dördüncü Şua.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

yalnızlık
bu kerameti görebilene ama insanlar deve kuşu olmak istiyor
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...