Block title
Block content

"Bilhassa bu zamanda, bu şartlar ancak; yüksek ve azîm bir heyetin tesanüdüyle telâhuk-u efkârından ve ruhlarının tenasübüyle birbirine yardım etmekten ve hürriyet-i fikirle taassuptan âzâde olmakla tam ihlâslarından doğan,.." Açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Evet, Kur'ân-ı Azîmüşşanın müfessiri, yüksek bir deha sahibi ve nâfiz bir içtihada malik ve bir velâyet-i kâmileyi haiz bir zat olmalıdır. Bilhassa bu zamanlarda, bu şartlar ancak yüksek ve azîm bir heyetin tesanüdüyle ve o heyetin telâhuk-u efkârından ve ruhlarının tenasübüyle birbirine yardım etmesinden ve hürriyet-i fikirlerinden ve taassuplarından âzâde olarak tam ihlâslarından doğan dâhi bir şahs-ı mânevîde bulunur. İşte, Kur'ân'ı ancak böyle bir şahs-ı mânevî tefsir edebilir."(1)

“Yüksek ve azîm bir heyetin tesanüdüyle ve o heyetin telâhuk-u efkârı...” Bu cümlede her ilimde uzman olan alimlerin oluşturduğu bir heyetin tefsir yapması gerektiğine  işaret ediliyor. Mesela Kur’an içinde arıdan bahseden ayet tefsir edilirken, hem Arapça uzmanı hem de arıdan anlayan bir fen alimi dayanışma içinde ayeti tefsir ederse, çok geniş ve kapsamlı bir tefsir olur.

“Ruhlarının tenasübüyle birbirine yardım etmesinden,..” Bu heyetin ruhları birbirine uygun ve uyumlu olmalıdır. Zira ahenk ve güzellik uyumlu olmanın bir neticesidir. Aynı maksat için hareket eden ruhlar birbirinin aynı hükmündedir mülahazasınca bu heyet bu uyumlu ruhla bu işi yaparsa daha verimli daha güzel bir netice elde ederler. Yoksa dilci farklı, fenci farklı telden çalarsa tefsir çalışması maksada ulaşamaz.

"Hürriyet-i fikirlerinden ve taassuplarından âzâde olarak tam ihlâslarından doğan dâhi bir şahs-ı mânevîde bulunur. İşte, Kur'ân'ı ancak böyle bir şahs-ı mânevî tefsir edebilir.”

Burada  heyetin temel vasıfları zikrediliyor. Birincisi fikir hürriyetidir. Şayet bu heyet her hangi bir baskı ve dayatma altında kendi düşüncelerini ifade edemiyor ise, bu sağlıksız bir tefsir olur. Şu ayeti şöyle izah edersem mevcut iktidar ile ters düşerim diyen birisi bu heyette olmamalıdır.

Taassup olmamalıdır. Yani heyet kendi meslek ve meşrebinin baskısı ve taraftarlığı ile meselelere bakmamalıdır. Taassup aklın ve ilmin önünde bir perde bir settir. Mutaassıp birisi kolaylıkla farklı bir düşünceyi kabul edemez. Bu da ilim eve fikir zenginliğinin önünde bir engeldir.

Heyet ihlas ile hareket etmelidir. Yani heyet bu çalışmayı sadece Allah rızası için yapmalıdır. Yoksa şöhret, menfaat-i maddi gibi şeylerin saikı ile yapılırsa, bu çalışma hem tesirli olmaz, hem de insanlar ciddiyet ile istifade edemezler.

(1) bk. İşârâtü'l-İ'câz, İfadetü'l-Meram

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

drerkan
Allah razı olsun.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...