Biliyoruz ki, peygamberler ismet sıfatına haizdir. Allah´ın yasak etmesine rağmen Hz. Âdem'in yasak meyve yemesi günah değil midir? Nitekim Üstadımız da “malum günah” ifadesini kullanmaktadır. İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Peygamberlerin yapmış oldukları hatalara ve işlemiş oldukları kusurlara İslam ıstılahında “zelle” denilir. Zelle, kelime olarak hafif sürçme ve yanılma demektir ki, ismet sıfatına zıt bir durum değildir.

İsmet sıfatı ile muttasıf olan peygamberler asla günah işlemezler ama istemeden de olsa kendilerinden bazı kusurlar zuhur edebilir. Şu var ki hata yapan ve kusur işleyen peygamber, Cenab-ı Hakk’ın ikaz etmesiyle hemen o yanlışını düzeltir. Nitekim Hz. Yunus gibi birçok peygamber zelleler yapmışlardır. İsmet sıfatı bir peygamberin günah işlemeye kabiliyeti yoktur mânasına gelmez ama onlar Allah’ın hıfzı altındadır. Zelle, efdal (en üstün) olanı terkedip, fadıl (üstün) olanı yapmaktır, şeklinde de izah edilir.(1). Bu izaha göre, zelle bir kusur olmaz. Fakat peygamberlere yakışan daima en üstün olan davranışta bulunmak olduğu için, zelle işleyen peygamberin dikkati çekilir.

Üstad Hazretlerinin "günah" tabiri bu zelleye matuftur, yoksa bizim anladığımız gibi ismet sıfatına yakışmayan bir günah değildir.

Hikmet-i İlahî insanların yeryüzüne inip orada imtihana tâbi tutulmalarını murad ettiği için Allah, babamız olan Hz. Âdem (as)’ı o malum hata ile baş başa bırakmıştır ve o da o hatayı işleyerek murad-ı İlahiyi tahakkuk ettirmiştir. Yani burada kaderin çok ince bir planı ve derin hikmeti söz konusudur. Üstad'ın “Hikmeti tavziftir” ifadesi meseleye bedahet kazandırıyor. Yani Hz. Âdem (as) vazifelendirilmiştir. Bu hâdise Hz. Âdem (as)’a verilen ulvi bir vazifeden başka bir şey değildir.

(1) bk. Ebu'l-Berekât Abdullah en-Nesefî, Tefsir, IV, 365.

İlave bilgi için tıklayınız:

- Hz. Âdem'in cennette günah işlemesi, ismet sıfatına ters edeğil midir?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

çekirdek
.... sûrenin başındaki لِيَغْفِرَ لَكَ اللهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِكَ وَمَا تَاَخَّرَ cümlesiyle münasebettardır. Sûrenin başı -hakikî günahlardan mağfiret değil; çünkü ismet var, günah yok- belki makam-ı nübüvvete lâyık bir mânâ ile Peygambere müjde-i mağfiret ve âhirinde Sahabelere mağfiret ile müjde etmekle, o imaya bir letâfet daha katar. (yedinci lem'adan)
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...