Block title
Block content

“Binler perdeler” ile “binler berzahlar” ayrı şeyler midir? Hakk’ın şuhudunda ve hakikatin keşfinde berzahların ortaya düşmesi, hakikatin bunların içinde taharri edilmesi, ne demektir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu ifadelerin her ikisinde de ana hedef aynıdır. Kelime olarak aralarında şöyle bir fark vardır.

Perde; İlâhî isimlerin tecelli mertebelerini ifade eder. Berzah da bir tecelliden diğerine geçişte görev yapan yardımcı hadiselere işaret eder. Meselâ, ilk bahar mevsimi, kış ile yaz arasında bir berzahtır. Kışı ve yazı birer esmâ tecellisi olarak düşünürsek, bahar mevsimindeki tecelliler berzah görevi yapmaktadır.

Kabir âlemine de âlem-i berzah denilmektedir. Dünya hayatından ahiret hayatına bir anda geçilmediği için, bu iki âlem arasındaki bütün hadiseler bu berzah âleminde cereyan eder.

Daha önce de temas edildiği gibi, esmâ tecellilerini farklı perdelerde, daha geniş manada tefekkür edilebilir. Sadece kendi hayatına nazar eden kişi Muhyi ismini çok dar bir dairede tefekkür eder. Bütün insanların hayatları, bütün hayvan türlerinin hayatları, bütün melek nevilerinin hayatları her biri ayrı bir perdedir. Bunların birlikte düşünülmesiyle Muhyi ismi çok daha ileri manada tefekkür edilebilir.

“Tevhid ve vahdette cemâl-i İlâhî ve kemâl-i Rabbânî tezahür eder.”(1) 

cümlesi bu manayı da ders vermektedir.

Berzahlara en güzel bir misâl de, insanın ana rahminde geçirdiği merhalelerdir. Bunların her biri bir berzahtır. Bebek olmanın ana rahmindeki son noktasına ulaşmak için “nutfe” ile başlayan “alâka, mudğa” safhalariyle devam eden dokuz aylık bir terakki yolculuğu gerekmektedir. Her bir safha, kendinden önceki ve sonraki safhalar arasında bir berzah gibidir.

Nefsin terbiye edilerek “raziye ve marzıyye” mertebelerine çıkması da ana rahmindeki nutfenin bir anda bebek olamaması gibi, bir anda gerçekleşmez. Onun da geçmesi gereken safhalar, aşması gereken engeller vardır. Nefs-i emare mertebesinden yola çıkıldığında, levvame, mutmainne, ... gibi berzahların aşılması gerekmektedir ki son noktaya ulaşılabilsin.

Velayette, kemalat mertebelerinde ilerlemek ve yol almak söz konusudur. Bu seyrü sülûkta berzahlar araya girer, onların aşılması gerekir.

Nübüvvet yolunda ise bu berzahlara hiç uğranılmadan doğrudan hakikate ulaşılabilmektedir. Nur Külliyatı'nda bu konuda şöyle harika bir misâl verilir. Mâna olarak arz ediyorum:

"Bir kişinin padişaha yaklaşması, huzuruna çıkıp kendisine muhatap olabilmesi için çok makamlarda görev yapması, bunların tamamında başarılı olması gerekir. Bu ise uzun zaman ve yorucu bir çalışma gerektirir. Üstat Hazretleri bu yolu velayet yoluna benzetiyor."

"Padişahın, dilediği bir raiyetini doğrudan huzuruna çağırıp kendisine belli bir makam ve rütbe vermesinde bu mertebelerin geçilmesine ihtiyaç olmaz. Burada kişinin padişaha yaklaşmak için çalışması yerine, padişahın ona yakınlık duyması devreye girmiş ve bir anda en ileri makamlara ulaşılabilmiştir. Biricisi “kurbiyete” misâldir, ikincisi ise “akrebiyet-i İlâhiyenin inkişafına.”

Buna göre, Hakk’ın şuhudunda ve hakikatin keşfinde berzahların ortaya girmesi velayet mesleği için söz konusudur. Nübüvvet yolunda ise, berzahlara girilmeksizin doğrudan hakikate ulaşılır.

(1) bk. Şualar, İkinci Şua, Birinci Makam.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...