Block title
Block content

"Bir bâtıla vesile olmuş olursa bir hak, vaktâ ki galip olsa; Bir bâtıla ki, olmuş o da vesile-i hak. Bilvasıta bir hakkın bir bâtıla mağlûptur. Fakat bizzat değildir." İzah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Bazan iki şeriat evâmiri, bir şeyde beraber müçtemidir; her birine bir cihet. Demek tevkînî emre itaat ki bir haktır."

"İtaat galip olur o emrin isyanına ki bir tavr-ı bâtıldır. Bir bâtıla vesile olmuş olursa bir hak, vaktâ ki galip olsa"

"Bir bâtıla ki, olmuş o da vesile-i hak. Bilvasıta bir hakkın bir bâtıla mağlûptur. Fakat bizzat değildir."(1) 

"Bismillah" zikrini çekip kevni şeriatı terk eden dünyada başarı elde edemeyeceği gibi, kevni şeriata sıkı sıkı sarılıp da "bismillah" zikrini, yani İslam şeriatını terk eden de ahiret âlemini kaybedip perişan olacaktır.

Allah her iki âlemde de saadeti ancak her iki şeriata sarılana veriyor. Bu yüzden kevni şeriatı görmeyip sadece İslam şeriatı ile hareket eden ve dünya hayatında zayıf ve fakir düşmüş adamlara bakıp, bu kabahati İslam dinine fatura etmek cehalet ve hamakattir.

Evet Allah’ın iki türlü şeriatı vardır. Birisi, kelam sıfatından gelen İslam şeriatıdır ki, bu şeriat insanların içtimai ve siyasi alanlarını tanzim ve tedbir etmek için Kitap ve peygamberler vasıtası ile gönderilmiştir. Yani insanların ibadet ve içtimai hukuk sistemini düzenler. Bu şeriatı terk eden ebedi saadeti kaybeder ve  uhrevi hayatta perişan olur.

Diğeri ise, kudret sıfatından gelen kâinatta vazedilmiş olan adetullah şeriatıdır. Bu şeriat  kâinatta konulmuş olan bütün kanunların toplamına denir. Mesela, suyun kaldırma kanunu, yerin çekim kuvveti, soğuğun üşütmesi, sıcağın yakması, kuvvetin üstünlüğü, çalışmanın başarı getirmesi, tembelliğin başarısızlık ve fakirlik getirmesi, demirin işlenebilirlik vaziyeti gibi saymakla bitmeyecek kanunları vardır bu şeriatın.

Bu şeriatı terk eden dünya hayatında perişan olur ve sürekli ezilmeye mahkum olur. Mesela, ateşe elini sokarsan yanarsın, soğuğa tedbirli çıkmaz isen hasta olursun, çalışmaz isen fakir kalırsın; burada Müslüman ve kafir ayırımı yoktur. Kim bu şeriata uyar ise dünyada rahat eder, kim uymaz ise dünyada perişan olur. Allah böyle bir yasa böyle bir şeriat koymuş, her insan bu şeriata uymak ile mükellef.

Şimdi hem dünya da hem de ebedi âlemde rahat edip perişan olmak istemiyor isek, her iki şeriata de ittiba etmek zorundayız. İslam şeriatını alıp kevni şeriatı terk eder isek, bu dünyada perişan saadeti ebediyede ne olacağımız meçhul olur. Zira dünya olmadan ahiret hayatını yaşamak çok zordur. İnsanın bir geçimi ve dünyalığı olmaz ise, çoğu ibadetleri yapmak zor hâle gelir.

Mesela hac, zekât, cihad, tebliğ,.. bunlar hep maddi kuvvete bakar, maddi kuvvetin olmadı mı bunları yapmak imkânsızdır. Öyle ise dünya hayatını asıl maksat ve gaye yapmadan, dünya hayatını ebedi saadete dirsek ve vasıta yapmak gayesi ile dünyaya dört el ile sarılmamız gerekir.

Sadece kevni şeriatı alıp İslam şeriatını terk eder isek, bu seferde dünyada geçici ve yalancı bir rahatlık yaşar ebedi âlemde ebedi bir perişaniyet yaşarız. Öyle ise her iki âlemde rahat edip perişan olmamak için, her iki şeriata da uymak zorundayız.

Kâfirlerin kevni şeriata sarılmaları ve başarılı olmaları, vesile açısından bir hak iken, Müslümanların kevni şeriatı terk etmeleri vesile açısından bir batıldır. Öyle ise kâfirlerin dünya açısından bize üstün olmaları, vesilelerinin hak olmasından gelen bir üstünlüktür. Dolayısı ile Müslümanlara galip gelen, kâfirlerin batıl inançları değil hak vesileleridir.

(1) bk. Sözler, Lemeat.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...