Block title
Block content

"Bir gemide dokuz cani, bir masum bulunsa yine o gemi hiç bir kanunu adaletle batırılmaz." cümlesi ile "Bir edepsizin yüzünden, bazen olur ki, bir memleket harap olur.'' cümlesini açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu dünya imtihan yurdu olmasından, imtihan olarak, kişinin evvela kendisini disipline etmesi, bunun sonucunda da etrafındakilerin ona itimat edip huzurlu bir ortamın oluşmasıdır. Bir kimse vazifesini yapmadığı takdirde başkaları da ondan etkilenebilir ve etkilenir. Bilenler bildiklerini uygulamazsa ve milleti de bu minvalde harekete geçirmezse ve insanlar bunun neticesinde gün geçtikçe dalalete ve sapkınlığa düşerse, o zaman bu durum Cenab-ı Hakk’ın rikkatine dokunmakta, yaş ve kuru tüm insanlığa bazı bela ve musibetler gelebilmektedir.

Bir gemi kaptanı görev başındayken gevşeklik ve tembellik gösterip o gemiyi bir aysberğe (buz dağına) çarptırırsa, o zaman bundan sadece kendisi değil belki tüm gemidekiler hatta gemidekilerin yakınları sıkıntıya düşer. Veya askerde bir er vazifesini yapmadığı vakit tüm bölük sıkıntıya düştüğü gibi... Tabi insanlar bunu yaparsa zulüm olur. Ama Cenab-ı Hak yaptığı takdirde onun şefkati gereği masumlar ahirette mükafat görecek, bu dünyadaki malları vs.leride onlar hakkında sadaka hükmüne geçecek...

Bediüzzaman Hazretleri On Dördüncü Söz'ün zeylinde konuya şu minvalde yaklaşmaktadır:

"Dördüncü sual: Madem bu zelzele musibeti hataların neticesi ve keffâretü’z-zünubdur. Masumların ve hatasızların o musibet içinde yanması nedendir? Âdaletullah nasıl müsaade eder?"

"Yine mânevî canipten elcevap: Bu mesele sırr-ı kadere taallûk ettiği için, Risale-i Kadere havale edip, yalnız burada bu kadar denildi: وَاتَّقوُا فِتْنَةً لاَ تُصِيبَنَّ الَّذِينَ ظَلَمُوا مِنْكُمْ خَاصَّةً  Yani, 'Bir belâ, bir musibetten çekininiz ki, geldiği vakit yalnız zalimlere mahsus kalmayıp masumları da yakar.'”

"Şu âyetin sırrı şudur ki: Bu dünya bir meydan-ı tecrübe ve imtihandır ve dar-ı teklif ve mücahededir. İmtihan ve teklif, iktiza ederler ki, hakikatler perdeli kalıp, ta müsabaka ve mücahede ile Ebu Bekir’ler âlâ-yı illiyyîne çıksınlar ve Ebu Cehil’ler esfel-i sâfilîne girsinler. Eğer masumlar böyle musibetlerde sağlam kalsaydılar, Ebu Cehil’ler, aynen Ebu Bekir’ler gibi teslim olup, mücahede ile mânevî terakki kapısı kapanacaktı ve sırr-ı teklif bozulacaktı."

"Madem mazlum zalim ile beraber musibete düşmek hikmet-i İlâhiyece lâzım geliyor. Acaba o biçare mazlumların rahmet ve adaletten hisseleri nedir?"

"Bu suâle karşı cevaben denildi ki, o musîbetteki gazab ve hiddet içinde, onlara bir rahmet cilvesi var. Çünkü, o mâsumların fânî malları, onların hakkında sadaka olup, bâkî bir mal hükmüne geçtiği gibi, fânî hayatları dahi bir bâkî hayatı kazandıracak derecede, bir nevi şehâdet hükmünde olarak, nisbeten az ve muvakkat bir meşakkat ve azabdan büyük ve dâimî bir kazancı kazandıran bu zelzele, onlar hakkında, aynı gazab içinde bir rahmettir." (1)

(1) bk. Sözler, On Dördüncü Söz’ün Zeyli.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Birinci Mebhas, Birinci Vecih | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 15794 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

bakiduman

Birden ihtar edilen bir mes'ele: Âhirzamanda bir şahsın hatiat ve günahlarının gayet dehşetli bir yekûn teşkil ettiğine dair rivayetler vardır. Eskide acaba âdi bir adam, binler adam kadar günah işleyebilir mi ve o âhirzamanda bildiğimiz günahlardan başka hangi günahlardır ki kâinatın heyet-i mecmuasına dokunur, kıyametin kopmasına ve dünyaları başlarına harab olmasına sebebiyet verir, diye düşünürdüm. Şimdi bu zamanda müteaddid esbabını gördük. Ezcümle müteaddid vücuhundan radyomla anlaşıldı ki: O bir tek adam bir tek kelime ile, bir milyon kebairi birden işler ve milyonlarla insanı dinlettirmekle günaha sokar. Evet küre-i havanın yüzbinler kelimeleri birden söyleyen ve bir dili olan radyo unsuru, nev-i beşere öyle bir nimet-i İlahiyedir ki, küre-i havayı bütün zerratıyla şükür ve hamd ü sena ile doldurmak lâzım gelirken, dalaletten tevellüd eden sefahet-i beşeriye, o azîm nimeti şükrün aksine istimal ettiğinden elbette tokat yiyecek. Kastomonu Lahikası

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
karolin
Bir gemide 9 cani 1 masum varsa o gemi batırılmaz..Benim aklıma Araf 155 geldi:e tühliküna bima fealessufeheu...Yani Hz.Musa "Akılsızların yaptıklarından dolayı bizi helak mı edeceksin?" diyor..Yani sanki helak etmeyeceksin;çünkü içinde masumlar var..Önceki kaideyle irtibatlı yani ;9 cani 1 masum kaidesi...doğru muyum?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
Dokuz cani meselesi Allah için değil insan içindir. Yani Allah bir kavmi helak ederken içinde masumların bulunması adaletsizlik olmaz çünkü Allah onların hakkını farklı bir şekilde tedarik edebilir. Ama insan için bu mümkün değildir. İnsan adil davranmakla sorumludur.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...