Block title
Block content

Bir kâfirin istidracı bizim evliyaullahımızın gösterdiği kerametler derecesinde olabilir mi? Kabir ehlini seyir, melaike ile görüşme vs...

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kâfirlerde görülen istidracın, saymış olduğunuz kerametler seviyesine ulaşması mümkün değildir.

Kabir ehlini müşahede ancak kalp ve iman gözü ile mümkündür. Meleklerle konuşma, kesif nefisten sıyırılıp melekleşen makbul evliyalara mahsustur. Hızır (as) ile görüşmek manevi mertebe kat etmekle mümkündür. Bir anda birden fazla yerde bulunabilme, nuraniyet kesbetmekle olabilecek işlerdir. İmansız sakil ve küfür içindeki insanların, böyle yüksek ikramlara ve ihsanlara  ulaşması imkânsızdır.

İstidrac, hakkı ve hakiki değeri olmadığı hâlde ve kabiliyetsizliğine rağmen bir kimsenin kesret-i nimete mazhar olması ve bu sebeple küfür ve isyana devam etmesi ile azap ve gazab-ı İlâhiyeye yaklaşması anlamına geliyor. Firavunun ömründe hiç hastalanmaması ve müthiş bir bolluk içinde bulunması, deccalın harikulade bir akıl ve muhakemeye sahip olması bunlardan bazılarıdır.

Üstadımız istidraç ile karemetin farkını şu şekilde izah ediyor:

"Keramet ile istidrac manen birbirine mübayindir. Zira keramet, mu'cize gibi Allah'ın fiilidir. Ve o keramet sâhibi de kerametin Allah'tan olduğunu bilir ve Allah'ın kendisine hâmi ve rakib olduğunu da bilir. Tevekkül ü yakîni de fazlalaşır. Lâkin, bazan Allah'ın izniyle kerametilerine şuuru olur, bazan olmaz. Evlâ ve eslemi de bu kısımdır."

"İstidrac ise, gaflet içinde iken eşya-yı gaybiyenin inkişafından ve garip fiilleri izhar etmekten ibarettir. Fakat, bu istidrac sahibi, nefsine istinad ve iktidarına isnad etmekle enaniyeti, gururu öyle fazlalaşır ki okumaya başlar. Lâkin o inkişaf, tasfiye-i nefs ve tenevvür-ü kalb neticesi olduğu takdirde, ehl-i istidrac ile ehl-i keramet arasında tabaka-i ulada fark yoktur. Tam mânasiyle fenaya mazhar olanlar ise, onlara da Allah'ın izniyle eşya-yı gaybiye inkişaf eder. Ve onlar da, o eşyayı Fenâfillâh olan havaslariyle görürler. Bunun istidracdan farkı pek zâhirdir. Zira, zâhire çıkan bâtınlarının nuraniyeti, mürâilerin zulümatiyle iltibas olmaz."(1)

İstidraç, Allah’ın razı olmadığı kişilerde görünür. Kişi bu harikulade işleri kendinden bilir ve nefsine verir. Nitekim Nemrut, Firavun, Şeddad, deccal gibi azılı kâfirlerde de olağanüstü hâller görülmüştür. Ama bunlar gafil ve münkir oldukları için, bu olağanüstü hâlleri nefsine vermişler, küfür ve gafletlerini daha da ziyadeleştirmişlerdir.

Karun’un harika bir tarzda ikram edilen serveti için, "Bu servet, bilgim sayesinde bana verilmiştir." (Kasas, 28/78) demesi ve oradaki ikramı inkâr etmesi bir istidraçtır.

(1) bk. Mesnevî-i Nuriye, Onuncu Risale.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...