Block title
Block content

"Bir kelâmda, her fehme gelen şeylerde mütekellim muahaze olunmaz. Zira mesûk-u lehülkelâmdan başka mefhumlar irade ile deruhte eder. İrade etmezse, itab olunmaz. Fakat garaz ve maksada mutlaka zâmindir..." Devamıyla izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Bir kelâmda, her fehme gelen şeylerde mütekellim muahaze olunmaz. Zira mesûk-u lehülkelâmdan başka mefhumlar irade ile deruhte eder. İrade etmezse, itab olunmaz. Fakat garaz ve maksada mutlaka zâmindir."

"Fenn-i beyanda mukarrerdir: Sıdk ve kizb, mütekellimin kast ve garazının arkasında gidiyorlar. Demek maksut ve mesâk-ı kelâmda olan muâhaze ve tenkit, mütekellime aittir. Fakat 'kelâmın müstetbeâtı' tabir olunan telvihat ve telmihatında ve 'suver-i maânî” ve 'tarz-ı ifade' ve 'maânî-i ûlâ' tabir olunan vesail ve uslûp garazında olan günah ve muâhaze, mütekellimin zimmetinde değil, belki örf ve âdete ve kabul ü umumiye aittir. Zira, tefhim için, kabul-ü umumî ve örf ihtiram olunur. Hem de eğer hikâye ise, halel ve hatâ mahkîyun anh’a aittir."

"Evet, mütekellim suver ve müstetbeâtta muâhaze olunmaz. Zira onlara el atmak, semeratını almak için değildir."(1)

Bir cümle sarf edildiğinde, cümleden akla gelebilecek olumlu ya da olumsuz her mana cümleyi sarf edenin sorumluluğunda ve iradesi altında olmadığı için, cümleyi sarf eden adamı kınayıp cezalandırmayız. Sarf edilen cümlede sorumluluk sadece cümleyi sarf eden adamın kastettiği manadadır. Kastetmediği manadan dolayı hatibi cezalandırmak doğru bir yaklaşım olmaz.

Mesela, birisine takdir amaçlı “Aslan gibi adam.” ifadesini kullandığımızda, aslan kelimesinden mütevellit hayvan kelimesi de zihne gelebilir. Ama hatip hayvan manasını kastetmiyor, bu mana cümlenin yan maması olarak akla zorunlu geliyor. Dolayısı ile hayvan ifadesinin yan mana olarak akla zorunlu gelmesinden dolayı hatibi suçlayamayız.

Ama aynı adama “eşek gibi” dese, o zaman hakaret etmiş olur, çünkü "eşek" olumlu değil olumsuz anlamda kasten kullanılıyor.      

"Fenn-i beyanda mukarrerdir: Sıdk ve kizb, mütekellimin kast ve garazının arkasında gidiyorlar. Demek maksut ve mesâk-ı kelâmda olan muâhaze ve tenkit, mütekellime aittir."

Beyan ilminde sabittir ki, yalan ve doğru konuşanın kast ve niyetini takip ediyor. Haliyle kelamda gözetilen amaç ve ileri sürülen eleştiri ve sorumluluk tamamen konuşana aittir.

"Fakat 'kelâmın müstetbeâtı' tabir olunan telvihat ve telmihatında ve 'suver-i maânî' ve 'tarz-ı ifade' ve 'maânî-i ûlâ' tabir olunan vesail ve uslûp garazında olan günah ve muâhaze, mütekellimin zimmetinde değil, belki örf ve âdete ve kabul ü umumiye aittir. Zira, tefhim için, kabul-ü umumî ve örf ihtiram olunur. Hem de eğer hikâye ise, halel ve hatâ mahkîyun anha (hikayeyi anlatana) aittir. Evet, mütekellim suver ve müstetbeâtta muâhaze olunmaz. Zira onlara el atmak, semeratını almak için değildir."

Fakat sarf edilen sözde, cümlede, atasözünde, deyimde kastedilmeyen yan ve zorunlu manalar konusunda konuşan kişi sorumsuz ve masumdur. “Aslan gibi adam” benzetmesinde ilk akla gelen manalar yani hayvanlık, vahşilik, pençe ve kuyruklu olmak gibi manalar, konuşan tarafından amaçlanmamıştır. Bu cümleyi sarf eden adamın asıl amacı ve kastettiği mana adamın cesur ve güçlü olmasıdır.  

Buna benzer her dilde ve her toplumda deyim ve atasözleri vardır ve bu deyim ve atasözlerin istenmeyen bir takım yan ve zorunlu manaları vardır. Şayet atasözünde ya da deyimde bir kusur bir noksanlık varsa, bu kusur bu noksanlık bu deyimi söyleyene ait değil, zamanla bu deyimi oluşturan örf ve âdetlere aittir.

Peygamber Efendimiz (asm) Arapların alışık olduğu bu tarz deyim ve atasözlerini hadislerinde kullanmıştır. Şimdi bu deyim ve atasözlerinde bir takım kusur ve hatalar varsa -ki vardır- bu kusurlar hadise değil o toplumun örf ve ananesine aittir, denilmek isteniyor.

Fakat 'kelâmın müstetbeâtı' tabir olunan telvihat ve telmihatında ve 'suver-i maânî” ve 'tarz-ı ifade' ve 'maânî-i ûlâ' tabir olunan vesail ve uslûp...

Telvihat, telmihat, suver-i mana (mana biçimi) maani-i ula, tarz-ı ifade gibi terimlerin burada ki ortak anlamı cümle ya da sözün istenilmeden akla getirdiği anlamlar demektir.

Bu paragrafı bir cümle de özetlemek gerekirse; Hatip sarf ettiği söz ya da cümlede kast ettiği amaçladığı manalardan mesuldür kast etmediği istem dışı gelen manalardan sorumlu değildir.   

(1) bk. Muhakemat, Birinci Makale (Unsuru'l-Hakikat)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Birinci Makale, Onuncu Mukaddeme | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 263 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

ilyas26125
Allah razı olsun
Log in or register to post comments
BENZER SORULAR
Yükleniyor...