Block title
Block content

"Bir küll ne şeye muhtaç ise, cüz'ü de o şeye muhtaçtır. Meselâ: Bir şecerenin meydana gelmesi için ne lâzım ise, bir semerenin vücuduna da lâzımdır. Öyle ise, semerenin Hâlıkı, şecerenin de Hâlıkı o oluyor. Hattâ arzın ve şecere-i hilkatin..." izah?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Küll, bütün demektir, cüz ise onun parçaları. İnsanın bedeni kül, parmağı ise onun bir cüzüdür. Ev kül odalar birer cüz, ağaç kül her bir dal yaprak meyve ondan birer cüzdürler.

Bir evdeki eşyaların her biri farklı bir fabrikanın ürünü olabiliyor. Ama bu âlemdeki varlıklar öyle değil. Hepsi aynı fabrikada yapılıyorlar, hepsi aynı ağacın meyveleri gibi. Bir ağacın meyvesini ayrı, dallarını, gövdesini, köklerini ayrı düşünmek ve başka ilahlara isnat etmek aklen mümkün değildir.  Bunların hepsi bir tek şeydir. Birini yapmak için tümünü yapmak gerekir.

Bu “İ’lem”  tevhide, yâni  Allah’ın birliğine dair kuvveli bir ders. Her şeyde Cenâb-ı Hakkın hem varlığı,  hem de birliği okunuyor. Birliğini okumada kullara kolaylık olsun diye Cenâb-ı Hak eşya arasında münasebetler kurmuş. Birine sahip olmak için hepsine sahip olmak lazım.  Tümünü yapan kim ise  birini  yapan da O olacaktır.

Bir ağacın meyvesini tutup çekelim, dalından kopmadığın düşünelim. O zaman dalı hareket ettirmiş oluruz. Faraza, daha fazla çeksek ağacı sürüklemeye başlarız, ağaç arza bağlı olduğundun o meyvenin arkasına arz küresinin tümü takılır gelir. Bir adım daha ilerisini hayal etsek,  o meyveyi çektiğimizde güneşi ve sistemini harekete getiririz. Demek ki bir meyve müstakil bir varlık değil, güneş sistemi kimin eseri ise meyve de onun mahluku, onun sanatı, onun ihsanı.

Üstat hazretleri kâinatı bir ağaca, elementleri dallara, bitkileri yapraklara, hayvanlara çiçeklere, insanları ise meyveye benzetiyor. İnsan kimin ise bütün bitkiler  âlemi, hayvanlar âlemi ve elementler dünyası da onundur. Tümü bir araya gelmiş, aynı fabrikanın farklı çarkları gibi çalışmışlar da insan vücûda gelmiştir. Bu ise Allah’ın varlığına ve birliğine  en büyük bir delildir.

Üstat hazretleri bir başka risalesinde de “İnsan şu kâinat ağacının en son ve en cemiyetli meyvesi” ifadesini kullanır. Buna göre, kâinatın meyvesi, kemâl manasıyla, insan olmakla birlikte, başka canlılar da bir bakıma farklı birer meyvedirler.

Bütün insanları ve hayvanları yok kabul etsek, ki kâinatın böyle bir devresi geçmiştir, sadece bir tek bitki mevcut olsa, yine bütün bir kâinat o bitki için de lâzımdır. Güneşinden, havasından, suyundan gece ve gündüze kadar her şey olacaktır ki o bitki vücut bulabilsin. Öyleyse bütün bunlar kül, o tek bitki bir cüz olarak düşünülür ve o bitkiye yapan ancak bütün bir kâinatın yaratan olabilir hakikati onda da her şeyde de kendini gösterir, okutturur.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...