"Bir nefer takımda, bölükte, taburda, fırkada birer rabıtası, birer vazifesi olduğu gibi; herkesin heyet-i içtimaiyede müteselsil revabıt ve vezaifi vardır. Halita şeklinde gayr-ı muayyen olsa, tearüf ve teavün olmaz." İzahı?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Ordular alay, tabur, bölük ve takım gibi kısımlara ayrılır. Bunun sebebi herkesin nerde duracağı ve hangi vazifeyi yapacağını kolaylıkla bilebilmesi içindir. Altı yüz bin kişilik Türk ordusu böyle alay, tabur, bölük ve takımlara ayrılmayıp hepsi karışık bir vaziyette olsa idiler, bir asker nerde duracağını ve hangi vazifeyi yapacağını ve hangi komutanın askeri olduğunu bilemezdi ve nizam ve disiplin sağlanamazdı.

Aynı vaziyet okullar için de geçerlidir. Beş bin kişilik büyük bir okul olsa ama sınıf, kapı numarası, derece gibi hiçbir sınıflandırma olmasa, öğrenciler nerde ve neyi okuyacağını bilemezlerdi. Her şey karman çorman olurdu. Bu yüzden okullar kısımlara, sınıflara, hatta her öğrencinin kendine özgü numarasına kadar tasnif edilmiştir. Bütün bu sınıflandırmalar tearüf ve teavün içindir.

İnsanların farklı kavimlere, aşiretlere, ailelere, toplum içinde belli statülere bölünmesinde de aynı mantık ve mana hükmediyor. Şayet herkes tek tip, tek millet, tek sosyal statüde olsa; her şey halita olup karmaşıklığa sebebiyet verirdi. Mesela, herkes patron, işçi, doktor olsa idi diğer statüler atıl kalacağı için insanlık sıkıntıya düşecekti. Bu yüzden herkes kabiliyeti doğrultusunda statülere bölünmüşler ki, hem birbirlerini tanısınlar, hem de birbirleri ile yardımlaşsınlar. Çünkü bu farklılıklar düşmanlığa ve çarpışmaya değil, zenginliğe, tanışmaya ve yardımlaşmaya vesiledir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...