Block title
Block content

"Bir şey vâcip olmazsa, vücuda gelmez. Yani, illet-i tâmme bulunacak; sonra vücuda gelebilir. İllet-i tâmme ise, malûlu, bizzarure ve bilvücub iktiza ediyor. O vakit ihtiyar kalmaz." İzahı nasıldır?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İllet-i tâmme, “bir şeyin meydana gelmesi için gereken bütün şartların eksiksiz olarak bulunması” demektir. Böyle bir durumda o şey (ma’lul) mutlaka meydana gelir. Bir başka ifadeyle, o şeyin meydana gelmesi vacip olur. Meselâ, görme fiilinin gerçekleşmesi için göz olmalı, görür hâlde bulunmalı, ayrıca ışık da olmalıdır. Ama bunlar yeterli değildir.

Yani bunlarla illet-i tamme vücut bulmaz. Bir de kulun görmeyi irade etmesi ve bu maksatla gözünü açması gerekmektedir. Eğer bu şart da gerçekleşirse görme kesin olarak tahakkuk eder.

Demek ki, her şeyi Allah yaratmakla birlikte, ihtiyarî (kulun tercihine bırakılan) bir fiilin yaratılmasında kulun o fiile meyli de gereklidir; ancak o takdirde illet-i tamme söz konusu olur.

Izdırarî fiillerde durum böyle değildir. Allah bir şeyi yaratmak istediğinde onun olmasını irade eder, Kur’ân’ın ifadesiyle “Ona ‘ol!’ der; o da oluverir.” Zira oluş için gerekli şartlar tamamdır, illet-i tamme vücut bulmuştur.

Cebriyeciler aynı şeyi ihtiyarî fiiller için de düşünürler, “Bu fiilleri irade eden de yaratan da Allah’tır.” derler. Üstad'ın ifadesiyle “O vakit ihtiyar kalmaz...”

Mademki insan ruhuna cüz’î irade verilmiş ve ona iyiyi de kötüyü de tercih edebilme hürriyeti tanınmıştır. O hâlde, bu dünya imtihanının bir gereği olarak, kul iradesini serbestçe kullanabilmelidir. O, hayrı irade ettiğinde Allah hayrı yaratacak, şerri irade ettiğinde de şerri yaratacaktır.

İnsan iradesine böyle bir tercih hakkının tanındığı konularda, kul bu tercihini kullanmadığı müddetçe, diğer bütün şartlar mevcut olsa bile illet-i tamme vücut bulmaz ve o şey yaratılmaz.

Bunun aksi düşünüldüğünde kulun seçme hakkı yok kabul edilir. Böyle bir insan için günah da söz konusu olmaz, sevap da. Zira, irade olmayınca imtihan olmaz. İmtihan olmayınca da kazanama ve kaybetme söz konusu olmaz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: İkinci Mebhas, Altıncı Vecih | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 9992 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

ZULKARNEYN59430
ALLAH EBEDEN RAZI OLSUN.BU İŞ TAMAMDIR
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
abd2005
Sağol. Bu konu indimde güzel aydınlandı.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
ahmet17
s.a.bu kısmı anladım fakat "Evet, eğer abd, hâlık-ı ef’âli bulunsaydı ve icada iktidarı olsaydı, o vakit ihtiyarı ref olurdu." kısmındaki ihtiyar ref olmasını tam anlamadım.yani insan kendi fiilinin halıkı olsa ihtiyar nasıl ref oluyor?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
İnsanın iradesi seçmek için bir ana muhtaçtır şayet bu an olmaz ise seçim yapamaz. Bu yüzden insanın güç bakımından aciz olması gerekiyor. Şayet bir güce sahip olmuş olsa insanın her meyili seçme olmadan vücuda gelirdi ki bu anlamda irade ref olmuş oluyor.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
ahmet17
cevabı biraz daha açar mısınız?insan bir güce sahip olsa her meyili seçme olmadan vücuda gelirdi derken peki meyil ihtiyarsız mı oluyor?tam anlayamadım.allah razı olsun
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

Meyilleri yaratan ve insan iradesinin önüne bir seçenek olarak koyan Allah'tır. Bu çok meyillerden birisine yönelmek ise insan iradesine ait bir durumdur ki buna tasarruf deniliyor.

Bir fiilin, varlık sahasına çıkması; bütün sebeplerin bulunmasına bakar. Şayet bütün sebepler bir arada ise, o fiilin oluşması kaçınılmaz olur, vacip olur. İnsanın irade etme sürecinde, seçmek için bir “an”a, bir zamana ihtiyacı vardır. O an ve zaman olmasa, seçme hürriyeti oluşmaz. İşte insan, kendi fiilini yapacak güce sahip olsa, o an ve zaman olmadan her şey anında vücut bulurdu. Kaynayıp gelen her meyil, anında vücut sahasına çıkardı.

Mesela, kaynayıp gelen iki meyil düşünelim. Biri, camiye gitme meyli; diğeri, meyhaneye gitme meyli olsun. Bunlar arasında karar vermeden, seçim yapmadan, hemen vücut sahasına çıkması vacip olurdu. Zira, vücut bulması için tüm sebepler oluşmuştur. Ama kul fiilini yaratmaktan aciz olunca, meyiller çıkar çıkmaz, vücut bulmaz, seçmek için bir anı ve zamanı olur. Çünkü fiilin oluşması için bütün sebepler oluşmadı. Kul, o anlayamadığımız an-ı seyyale de kararını verir. Sonra da Allah o seçimi yaratır. Allah o meyiller arasında karar verene kadar insana mühlet veriyor. Kararını verdikten sonra da sebeplerin en önemli kısmı olan kudreti devriye giriyor ve fiili yaratıyor. Şayet ,kulda o fiili yapacak kudret olsa idi, o seçme anını selb edecekti seçme fırsatı kalmayacaktı irade düzeneği makineleşecek ve seri üretim gibi bütün meyilleri vücuda çıkaracaktı ki bu mümkün değildir.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Teoman Keskin
"(((Meselâ, görme fiilinin gerçekleşmesi için göz olmalı, görür hâlde bulunmalı, ayrıca ışık da olmalıdır. Ama bunlar yeterli değildir. Yani bunlarla illet-i tamme vücut bulmaz. Bir de kulun görmeyi irade etmesi ve bu maksatla gözünü açması gerekmektedir. Eğer bu şart da gerçekleşirse görme kesin olarak tahakkuk eder.")))denilmiş.Halbuki fiilin gerçekleşmesi yani yaratılması için irade-i ilâhinin taalluku ve kudret-i Rabbaniyenin tecellisi gereklidir ki illet-i tâmme tamamlansın ve derhal fiil vukua gelsin.. Bir de gözünü açmasıyla - irade-i ilahi ve kudret-i Rabbaniyenin de taalluk ve tesiriyle-adeta görmemek mümkün olmadığından -yani görmek vücub derecesinde olduğundan- ihtiyar-ı beşer selbolur..yani görme fiili ğayr-i ihtiyarî olur ki ..ihtiyar kalmaz denilir..
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...