Block title
Block content

Bir sitede kainatta tesadüflerin var olduğu, plan ve programın olmadığı iddia edilerek -haşa- Yaratıcı'ya ihtiyaç olmadığı yazılmış. Bunlara nasıl cevap verilebilir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Evvela; bu iddia deli saçmalığı olup, muhtevasında bütün fen ilimlerini inkar manası vardır. Zira kainatın bir nizam ve plan üzerine olduğunun en büyük ispatı fen ilimleridir. Şayet fen ilimlerini inkar kabil olursa, o zaman kainatın bir plan ve nizam üzerine olduğu manası da inkar edilebilir.

İkincisi; sebep sonuç kanunu açısından da bu fikir saçma bir fikirdir. Sonucu kabul edip sebebi inkar etmek imkansızdır. Üstad Hazretleri bu hususa şu şekle işaret ediyor:

"Nasıl ki, madrup, elbette dâribe delâlet eder. San'atlı bir eser, san'atkârı icab eder. Veled, vâlidi iktiza eder. Tahtiyet, fevkiyeti istilzam eder, ve hâkezâ..."(1) 

Madrup, elbette dâribe delâlet eder: Ortada fiil varsa fail de vardır demektir; fail olmadan fiilin olması imkansızdır. Dövülme fiili döven faili gösterir, yani ortada bir dövülme varsa döven de var demektir; döven olmadan dövülmenin olması mümkün değildir.

San'atlı bir eser, san'atkârı icab eder: Sanat varsa mutlaka bu sanatın sanatkarı vardır; sanatkar olmaksızın sanatın olması mümkün değildir.

Veled, vâlidi iktiza eder: Ortada bir çocuk varsa onu doğurtan bir babası vardır; baba ve anne olmaksızın çocuk olamaz. Yani fiil ile fail arasında şiddetli bir gereklilik, lüzumiyet bağı vardır. Bu bağı ve gerekliliği ortadan kaldırmak mümkün değildir.

Tahtiyet, fevkiyeti istilzam eder: Bir şey alta ise mutlaka onun bir üstü vardır. Zira alt kavramını ortaya çıkartan ve meydana getiren şey onun üstüdür. Alt, üst ile vardır. Mesela oğul kavramını anlamlı kılıp varlık haline sokan şey babalık kavramıdır. Babalık olmadan oğulluk olmaz. Demek altın varlığı üstün varlığına bağlı ve onun ile kaimdir.Yani altlığın varlığını meydana çıkaran ve devam ettiren üstlük kavramıdır.

İşte bu gereklilik ve lüzumluluk hakikati Allah ile kainat arasında da cari bir hakikattir. Allah olmadan kainat olmaz ya da kainat varsa Allah da vardır. Nasıl dövülme fiili mecburi olarak döven faili gösteriyor ise, kainattaki haddi hesabı olmayan her bir fiil ve icraat da  Allah’ı akla vacip derecesinde lüzumlu ve gerekli kılar. Kainattaki her bir fiil Allah’ın bir ismine ya da sıfatına intikal eder. Rızkın Rezzak’a, temizlik fiilinin Kuddüs ismine, hayatların Hay sıfatına intikal etmesi gibi. 

Hal böyle olunca mükemmel ve muazzam bir nizam ve sistemi fen ilimleri sabit olan kainatın elbette bir Nazımı ve Munazzımı vardır ve o da sonsuz ilim, irade ve kudret sahibi olan Allah’tır.

Üçüncüsü; kuru, cansız ve şuursuz toprağın üstünde, yine şuursuz bir odun ile yani bitki ve ağaçların eli ile bize sunulan sebze ve meyveler Allah’ın kasti ve iradi bir ikramı ve ihsanıdır.

Evimize gittiğimizde mutfakta harika yemek ve tatlılar ile karşılaşsak, hemen annemizin o maharetli ve şefkatli ellerini öpmek içimizden gelir, o harika yemek ve tatlıları mutfaktaki tasa, kaba vermek hiç aklımızdan geçmez. Yani o yemek ve tatlılar annemizin kastı ve iradesi ile oluşmuşlardır.

Aynı şekilde şu dünya mutfağında bitki ve ağaç kapları ile bize takdim edilen sayısız nimetler de, Allah’ın sonsuz şefkat ve ihsanının kasti bir ikramıdır diye telakki edip, ona namaz ve niyaz ile teşekkürde bulunmak gerekir.

Dördüncüsü; değil kainatın tesadüf eseri oluşması, kainatın küçük bir cüzünün bile tesadüfen oluşması mümkün ve kabil değildir. Risale-i Nurların bütün eczaları bu hakikati kati olarak ispat ediyor. Biz tafsilatını Risale-i Nur'a havale ederek basit birkaç örnekle izah edelim.

Mesela şeker var, un var, su var vesaire var, ama bunları karıp karıştırarak ondan güzel bir pasta yapacak bir aşçı yok. Bu malzemeler mutfakta yan yana sonsuza kadar dursa yine de o pasta oluşmaz.

Aynı şekilde bir güneşin bir böceğin muazzam sanat ve hikmetle icat edilmesini tesadüfe havale etmek ahmaklığın en aşağı makamı olsa gerek.

Yine arkeologların kazı yaparken "iki taşın üst üste olmasını bile tesadüfe veremeyip  burada bir medeniyet yaşamış demeleri" gibi şu kainat medeniyetin de ve şehrin de  harika gezegen ve yıldızların hassas bir ölçü ve ahenk ile dönüp dolaşmalarını tesadüfe vermek akıl karı değildir. 

Bir çiçeğin tesadüfen veya kendiliğinden  oluşması ebedi ve ezeli olarak imkansızdır. Zira çiçek üstünde fail ve sanatkarına işaret eden sayısız nakış ve işlemeler vardır. Bütün bu nakış ve işlemeler kendiliğinden tesadüfen ortaya çıktı demek, bir uçağın mühendis ve usta olmadan kendiliğinden oluştu denmesi ile aynıdır.  Basit bir fiil bile failsiz olmadığına göre çiçek ya da ona benzer harika ve mükemmel sanatların kendiliğinden failsiz bir şekilde vücut bulması mümkün ve kabil değildir vs...

Buna benzer trilyonlarca örnek vermek mümkünken, mükemmel ve muazzam bir sistem ve düzene sahip olan  kainatı tesadüfe havale etmek hakikaten tam bir cehalet ve hamakattır.

(1) bk. Sözler, Otuz Üçüncü Söz, Yirmi Beşinci Pencere.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Yirmi Beşinci Pencere | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 4848 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...