"Bir ümmî, ulema meyanında mütedavil bir fende beyan-ı fikir ederse, ittifak noktalarda muvafık olarak ve muhtelefun fîhâ olan noktalarda muhalefet edip musahhihane olan sözü, onun tefevvuku kesbî olmadığını ispat eder." İzah eder misiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Okuma yazma bilmeyen ve dış kültürlerden etkileşimi yok denecek kadar az olan bir insan, âlimler arasında geçerli olan bir fende, o fennin uzmanı gibi görüş belirtiyor ise, bu normal değil normal üstü bir durumdur.

Üstelik bu ümmi zat, bu fende ittifak edilen noktaları onaylıyor, ihtilaf edilen noktalarda doğrusunu söyleyerek o âlimlere yol gösterir bir tavır sergiliyor. Bütün bu durumlara bakarak o ümmi zat hakkında rahatlıkla şunu söyleyebiliriz; onun bu üstün ve otoriter yönü insani bir kazanım değil ilahi bir yardımdır. Yani o kendi gayret ve kabiliyeti ile o üstünlüğe erişmedi, Allah’ın elçisi olduğu için o makama sahip oldu. Risalelerden bir misal:

"Kütüb-ü sâlifenin ittifak ettikleri noktalarda muvafakat etmiştir. İhtilâf ettikleri bahislerde, musahhihâne, hakikat-i vakıayı faslediyor. Demek, Kur’ân’ın nazar-ı gayb-bînîsi, o kütüb-ü sâlifenin umumunun fevkinde ahvâl-i maziyeyi görüyor ki, ittifakî meselelerde musaddıkane onları tezkiye ediyor, ihtilâfî meselelerde musahhihâne onlara faysal oluyor."

"Halbuki, Kur’ân’ın vukuat ve ahvâl-i maziyeye dair ihbârâtı aklî bir iş değil ki akılla ihbar edilsin. Belki semâa mütevakkıf nakildir. Nakil ise, kıraat ve kitabet ehline mahsustur. Dost ve düşmanın ittifakıyla kıraatsiz, kitabetsiz, emanetle maruf, ümmî lâkabıyla mevsuf bir zâta nüzul ediyor."(1)

(1) bk. Sözler, Yirmi Beşinci Söz, Birinci Şule.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...