Block title
Block content

Bir varlığın yaratıcı olabilmesi için; neden her şeyi görür bir gözü, her şeye yetişir bir eli olması gerekir ve neden birçok yaratıcı olsa nizam denen bir şey olmaz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İşte, şu kâinat içinde câri olan bu tesânüd, bu teâvün, bu tecâvüb, bu teanuk, bu musahhariyet, bu intizam, birtek Müdebbirin tertibiyle idare edildiklerine ve birtek Mürebbînin tedbiriyle sevk edildiklerine kat'iyen şehadet etmekle beraber; tâ zerrât-ı taamiyenin hüceyrât-ı beden imdadına geçmelerinde câri olan bir düstur-u teâvünle hareketleri, bütün bütün kör olmayana gösteriyorlar ki, gayet kerîm birtek Mürebbînin kuvvetiyle, gayet hakîm birtek Müdebbirin emriyle hareket ediyorlar."(1)

Kainatta dayanışma, yardımlaşma, cevaplaşma, kucaklaşma, itaat ve intizam kanunları  hükmediyor. Buna şahit; unsurlar arasındaki alış verişler ve birbirlerine muhtaç olmalarıdır. Bu kanunlar kainatı bölünmez ve parçalanmaz bir bütün haline getiriyor.

Mesela, bir elmanın oluşması için hava lazım, güneş lazım, toprak lazım, su lazım, bu dört unsur ise bütün kainatı kuşatmış unsurlardır. Demek elmanın vücut bulup hayatlaşması için, bütün unsurların istihdam olup elma etrafında hizmet etmesi gerekiyor. Buradan da şu sonuç çıkar ki; elmayı yapacak zatın, bütün kainata ve unsurlara hem sahip olması, hem de hükmünün geçmesi gerekir. Aynı zamanda bunların bir zatın mülkü olması gerekir. Zira kainatın bir kısmı başka bir ilah ve zatın olsa, elmanın oluşmasında ve vücuda çıkmasında hizmet ettirmez, ikilik ve fesat çıkarır. Halbuki elmanın teşekkülünde kainat ve unsurlar, mükemmel bir ahenk ve mizan ile hareket ve hizmet ediyorlar.

Demek elmadaki hayat ile kainat arasında sanat ve mükemmellik noktasından hiçbir fark yoktur. Hayat kainattaki birlik ve tevhidin, yani ahenk ve uyum içinde çalışmanın bir neticesi, bir yavrusu, bir cilvesidir. Nasıl tarla kimin ise, tarladan kalkan mahsul de onundur; aynı şekilde kainat ve unsurlar kimin ise, bunlardan süzülüp gelen hayat da o zatın eseri ve sanatı olabilir. Hayat nasıl kainatın birlik ve uyumundan ortaya çıkıyor ise, müntehası yani neticesi de tevhit ve vahdete gidiyor ve ustanın ve sanatkarın bir ve yekta olduğuna şahitlik ediyor.

İşte unsurlar arasındaki bütün bu diller ve haller, hepsi bir noktaya bakıyorlar ve bir hususa dikkat çekiyorlar; o nokta ve husus  ise; her şeyin ve her unsurun birtek Müdebbir'in (tedbir edicinin) tertibiyle idare edildikleri ve birtek Mürebbî'nin (terbiye edecinin) tedbiriyle sevk edildikleri hususudur.

Yani; unsurlar arasında koordine ve iletişimi sağlayan ve her şeyi itaat ve intizam altına alan ve her şeyi birbirinin yardımına ve dayanışmasına sevk eden sonsuz ilim, irade, kudret ve şefkat sahibi Allah’tır.

(1) bk. Sözler, Yirmi İkinci Söz İkinci Makam.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...