Bir yandan insanın dünyaya çok meftun ve müptela olduğu nazara veriliyor, öbür taraftan da eser-i rahmet olarak dünyadan nefret ettirerek âlem-i bekaya geçmek için bir iştiyak verildiği anlatılıyor. Bunu nasıl değerlendirirsiniz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İnsan dünyaya meftun olarak yaratılmıştır. Zira, hem bedeninin bütün ihtiyaçlarını bu dünyada temin etmekte, hem de kalb ve ruhunu bu kâinatta tecelli eden İlâhî isimleri tefekkür ile ziyalandırmakta, nurlandırmaktadır. Nur Külliyatı'nda insanın “kâinat ağacının meyvesi” olduğu sıkça nazara verilir. Buna göre, insanın bu âlemi sevmesi, meyvesi olduğu ağacını sevmesi demektir.

Ancak, insan bu dünyaya ebedî kalmak için değil, ahireti namına sevaplar kazanıp o saadet diyarına göçmek için gelmiştir. Bir mümin bunun şuurundadır. Ne var ki, bir ömür boyu birlikte olduğu sevdiklerinden, yakınlarından, bahçesinden, bağından ayrılması da o kadar kolay değildir. İşte bu ayrılığı kolaylaştırmak üzere Cenâb-ı Hak rahmetiyle bir takım sebepler yaratmış ve onun kalbini bu fani dünyadan o ebedî âleme çevirmiştir.

Bunlar beş ana madde olarak sıralanıyor ve “kendi insaniyeti dalalette boğulmayan”, yani doğru yoldan sapmayıp insanlık mahiyetini yaratılış gayesine uygun olarak kullanan insanların bu haletten istifade edecekleri ve bu dünya tarlasını ve bu imtihan meydanını kalp rahatlığıyla terk edecekleri vurgulanıyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...