Block title
Block content

"Bir zaman, hem dindar, hem gayet sanatkar bir hâkim-i namdar istedi ki: Kur'an-ı Hakîmi, maânisindeki kudsiyetine ve kelimatındaki İcaza şayeste bir yazı ile yazsın..." Buradan, her şeyin suretinin ve hakikatinin, sanatlı ve güzel olduğu manası çıkar mı?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

On Yedinci Söz'de, bu kâinat bir bayram yerine benzetiliyor. Bu bayram yerinin Esma-i İlâhîyenin tecellileriyle süslendirildiği, daha sonra küçük, büyük her bir ruhun kendine münasip birer ceset libası giyerek bu bayram yerine gönderildiği ifade ediliyor.

Madde-mana işbirliğinin ve uyumunun en güzel misali, ruhlarla bedenler  arasındaki harika münasebette kendini göstermektedir. Koyunun ruhu uysal olduğu gibi, yünü de yumuşak, ayakları pençesiz, eti narindir. Aslanın ruhu ile pençesi arasında da buna benzer, ama ters yönde ayrı bir uygunluk vardır.

O risalede çok güzel nazara verildiği gibi, bu hakikat küçük büyük bütün ruhlar için hükmünü icra etmektedir. Rızıklarla bedenler ve sindirim sistemleri arasında da apayrı ve harika bir ilgi vardır. Ancak şurası unutulmamalıdır ki, bu bedenler libas ve hane hükmündedirler. Esas olan, onlara hükmeden ruhlardır. Ruhlar bedenler için değil, bedenler ruhlar için yaratılmışlardır.

Bu kâinatın yaratılmasındaki esas gaye de bedenlerimizi beslememiz değil, ruhumuzu iman ve ibadetle, ilim ve irfanla, tefekkür ve hayretle, şükür ve hamd ile kemale erdirmemizdir.

Bir cümlenin de kelimeleri beden, manası ise ruh hükmündedir. Aynı şekilde, bir eserin yapılış gayesi onun ruhu veya manası hükmündedir. O eser bu gayeye göre şekillenir. Her parçası o gayenin tahakkukuna yardım edecek şekilde, büyüklükte, özellikte yapılır ve en uygun yere yerleştirilir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...