Block title
Block content

"Bir zâtın vücudunu bildiren en zâhir alâmet, konuşmasıdır. Demek bu hakikat, nihayetsiz bir surette Mütekellim-i Ezelînin mevcudiyetine ve vahdetine şehadet eder." İzah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Kâinatın ve içindeki muhtelif âlemlerin, Allah’ın varlığına ve birliğine olan şahitlikleri gaibanedir. Yani eserden eser sahibine bir intikal etmektir. Bütün bu mertebeleri kat etikten sonra, artık Allah’ı Allah’tan sormak ve dinlemek makamı geliyor ki, bu makam huzurane bir makamdır. Yani sanatkârı sanatkârdan dinlemek makamıdır.

Güneşi nasıl ışığı ve ışığındaki yedi renk ile  tanıyor isek, aynı şekilde Allah’ı sıfatları ve sıfatlarından çıkan sayısız fiili isimlerinden tanıyoruz. Kelam sıfatı da bu sıfatlardan bir tanesidir.

Düşünmek, konuşmak ve tartışmak ontolojinin yani varlığın en büyük ispatı ve delilidir. Çünkü yok olan bir şey düşünemez, konuşamaz ve tartışamaz. Dekart’ın “Düşünüyorum, o hâlde varım.” sözü de buna bir örnek teşkil etmektedir. Konuşma, varlığın en açık en kesin en zahir bir delili oluyor.

Yani konuşmak ispat-ı vücudun en zahiri ve bariz bir delilidir. Birisinin konuşması ve sesi varlığının ispatı oluyor. Ses ve konuşmanın olup da sahibinin olmaması düşünülemez. 

Mesela, perde arkasından bir ses işittiğimizde orada birisinin varlığını anlarız. O ses manalı bir cümle ise ses sahibinin akıllı olduğunu gösterir. Çünkü mana akla işaret eder. Bu ses perdenin beri tarafında duran her kulak ve kalp sahibi tarafından işitiliyor ise, bu sesin külli ve umumi bir zat tarafından geldiğini gösterir.

İşte Allah, sebepler perdesi arkasından istisnasız bütün mahlukatı ile konuşarak ispat-ı vücutta bulunuyor.

Allah’ın varlığına işaret eden o kadar çok delil ve alametler var ki, Allah’ın varlığından şüphe etmek, âdeta gündüz vakti güneşin vücudunu inkâr etmek kadar manasız ve hezeyanlı bir durumdur.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...