"Birden manevî bir sinema ile elli sene sonraki vaziyetleri bana göründü..." gibi ifadeleri açıklar mısınız? Gaybı Allah bildirirse, büyük zatlar bilebilir. Peki bunu gizlemeleri gerekmez mi?

Soru Detayı

Selamünaleyküm said nursi hazretlerinin okumuş olduğum ve bazı yerlerde gaybdan haber verdiği meselelerin olduğunu gördüm. Gaybı sadece Allah bilir ve Razı olduğu kullarına kalblerinin mutmain olması kulunun gayb alemin veya gelecek zaman ile ilgili görmesi için aradaki perde kaldırılır ve bazı şeyler çıplak göz ile görülüe yalnız bu görülen şeylerin Allahın ikramda bulunduğu kulunun gördüğü ve sırrına nail olduğu bu givi şeyleri açığa vurmaması gerekmez mi? Sonuç olarak sırrı sır olduğu ve bu kerameti kendisine veriyor. Karşısındaki lise mektebinin büyük kızları, onun avlusunda gülerek raksediyorlardı. Birden manevî bir sinema ile elli sene sonraki vaziyetleri bana göründü Risale-i Nur - Meyve Risalesi(14) Bu sonuca bu konudan vardım. Bana bu konuyu açıklarsanız memnun olurum. Allah razı olsun. Selamünaleyküm

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Göründü" ifadesini iki şekilde anlayabiliriz. Birisi, İslam inancına göre ömrünü sefahatte geçirmiş birisinin kabirde azap çekmesi kuvvetle muhtemel bir manzaradır. Üstadımız bu manzarayı genel bir kaide türünden zikrediyor.

İkincisi, Üstadımızın velayet kuvveti ile o manzarayı görmüş olmasıdır ki Ehl-i sünnet inancında evliyanın böyle manevi ve gaybi keşifler yapması caizdir...

Üstad'ın Risale-i Nur'un makbuliyetine dair çıkarmış olduğu müjde ve iltifatlar ya Kur’an ayetlerinden ya Hazreti Ali (ra)’in elinde olan Celcelutiye'den ya Abdulkadir Geylani Hazretlerinin eserlerinden alınmadır. Dolayısı ile Üstadımız kendi kerametini değil, bu mübarek kaynaklarda bulunan keramet derecesindeki işaret ve iltifatları meydana çıkarıyor.

Üstadın böyle bir çıkarımda bulunmasının en büyük gayesi ise bu zamanda dehşetli bir akım olan dinsiz felsefe karşısında Risale-i Nura bel bağlamış onunla imanlarını kurtaranlara manen destek olmak ve onları psikolojik açıdan teyit etmektir. Yoksa haşa kendine bir değer ve makam çıkarmak için değildir.

Umuma bakan ve umumun menfaatine hizmet eden bu tarz kerametlerin izharında ve ilanında bir sakınca bir mahzur bulunmuyor. Çünkü kerametin kaynağı başkası menfaat temin eden ise umum ehli iman.

“Karşısındaki lise mektebinin büyük kızları, onun avlusunda gülerek raksediyorlardı. Birden manevî bir sinema ile elli sene sonraki vaziyetleri bana göründü.”(1)

Bu ifadeler kerametvari değil muhtemel iki sonuç üzerinden yapılan genel bir değerlendirmedir. Bu dehşetli ahir zamanda insanların genelinin dalalete ve günaha bulaşacağı ve cehenneme gideceği zaten hadislerde açık bir dille ifade edilmektedir ya da kuvvetle muhtemeldir. Üstadımız bu veriler üzerinden genel bir değerlendirme yapmaktadır. Yoksa filanca cehenneme gidecek diye kesin bir yargıda bulunmuyor.

(1) bk. Şualar, On Birinci Şua, Üçüncü Mesele.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Keşşaf123

Teşekkür eder saygılarımı sunarım.  Allah bu yolda yar ve yardımcımız olsun. Allah rahmet ve bereketini siz ve bizlerden esirgemesin. Selamünaleyküm

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Nurefşannnnnnn

Bazıları burda tenkit yolu ile üstadın geleceği gördüğünü söylediğini ancak geleceği sadece Allah görür ayetine muhalif olduğunu söylüyor. Bir talebe sadece dans etti diye nasıl azaba müstehak olsun diye tenkit ediyorlar. Buna nasıl bir izah gerekir?

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)

Bu paragrafta bir şahsın ismi geçmiyor bir kişinin özel hayatı afişe edilmiyor genel anlamda hayatını gaflet ve günahlarla geçiren insanların muhtemel kabir ve ahiretteki durumu izah edilmekte.

Yirmi yaşındaki gençlerin elli sene sonraki hallerinin kabirde toprak olması muhakkak ve mukadderdir. Bu ifadede gaybı bilme iddiası bulunmuyor.

Azaba gelince günümüzde insanların geneli gaflet ve dalalet üzerine yaşadığı için kabir azabı çekmeleri yine muhakkak ve mukadderdir. Yani bu ifadeler genel olması ve isim verilmeden ifade edilmesi ciheti ile gaybidir denilemez.

“Öyle bir zaman gelir ki kişi malını helâlden mi, haramdan mı kazandığına hiç aldırış etmez.” (Buhârî, Büyû, 7, 23)

“Öyle bir zaman gelecek ki insanlar iyiliği tavsiye etmeyecek, kötülükten de sakındırmayacaklar.” (Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, VII, 280)

“İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki fâiz yemeyen hiç kimse kalmayacak! Kişi doğrudan yemese bile ona tozundan bulaşacak.” (Ebû Dâvûd, Büyû, 3/3331)

Bu hadisler bu zaman dilimine işaret ediyor ve genel anlamda insanların ahvalinden bahsediyorlar. Bu tip insanların kabirde azap çekmesi de muhtemel ve mukadderdir.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...