"Birden, şimendiferimiz tünelden çıktı. Biz de başımızı çıkardık, pencereden baktık. Altı yaşına girmemiş bir çocuğu şimendiferin tam geçeceği yolun yanında durmuş gördük." Altı yaşındaki çocuk teşbihini nasıl anlayabiliriz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Ey kardeşlerim ve ey elli sene sonra bu sözleri işiten arkadaşlarım! İşte, altı yaşına girmeyen bu çocuğa o iki kahramandan ziyade cesaret ve hürriyet veren ve çok mertebe onların fevkinde bir emniyet ve korkmamak hâletini veren, o mâsumun kalbinde hakikatin bir çekirdeği olan, şimendiferin intizamına ve dizgini bir kumandanın elinde bulunduğuna ve cereyanı bir intizam altında ve birisi onu kendi hesabıyla gezdirmesine olan itikadı ve itminanı ve imanıdır. Ve o iki kahramanı gayet korkutan ve vicdanlarını vehme esir eden, onların, onun kumandanını bilmemek ve intizamına inanmamak olan câhilâne itikatsızlıklarıdır."(1)

Tünelden çıkan bir trene karşı altı yaşındaki bir çocuğu, Rüstem-i İrânî ve Herkül-ü Yunanîden daha cesur kılan şey; çocuğun trenin ne olduğunu ve bir düzen içinde hareket ettiğini ve birisine tabi olduğunu bilmesidir.

Diğer iki tarihi kahraman ise, trenin ne olduğunu ve bir düzen içinde hareket ettiğini bilmedikleri için, tünelin ağzında ve trenin yakınında durmaktan korkarlar. Çocuğu bu iki kahramana üstün kılan sır; çocuğun treni bilmesi ve trenin icat edildiği asırda yaşamasıdır. Diğer iki kahraman treni bilmediği ve raylardan çıkamayacağını kestiremedikleri için, trenin o dehşetli duman ve sesinden korkarlar.

"Bu temsilde, o mâsum çocuğun imanından gelen kahramanlık gibi, bin senede İslâm taifelerinin birkaç aşiretinin (Türk ve Türkleşmiş milletin) kalbinde yerleşen iman ve itikad cihetiyle, rû-yi zeminde yüz mislinden ziyade devletlere, milletlere karşı imanından gelen bir kahramanlıkla, İslâmiyet ve kemâlât-ı mâneviyenin bayrağını Asya ve Afrika’da ve yarı Avrupa’da gezdiren ve 'Ölsem şehidim, öldürsem gaziyim.' deyip ölümü gülerek karşılamakla beraber, dünyadaki müteselsil düşman hadisatlara kadar beşerin küllî istidadına karşı da düşmanlık vaziyetini alan o dehşetli şimendiferlerin tehditlerine karşı imanın kahramanlığıyla mukabele edip korkmayan; kaza ve kader-i İlâhiyeye karşı imanın teslimiyetiyle korkmak, dehşet almak yerinde, hikmet ve ibret ve bir nev’i saadet-i dünyeviyeyi kazanan, başta Türk ve Arap taifeleri ve bütün Müslüman kabileleri, o mâsum çocuk gibi fevkalâde bir mânevî kahramanlık gösterdikleri gösteriyor ki, istikbalin hâkim-i mutlakı, âhirette olduğu gibi, dünyada da İslâmiyet milliyetidir."(2)

Çocuk, burada Türk ve Arap kavminin diğer güçlü ve zalim devletler karşısında sağlam ve kahramanca durmasına işaret ediyor.

Mesela, Milli Mücadelede Türk milletinin yedi düvele (dünyanın süper güçlerine) meydan okuması ve vatanını çiğnetmemesi, maddi açıdan bakılacak olursa, küçük bir çocuğun dev bir adamla kapışması dövüşmesi gibidir.

Bazen kalpteki iman ve teslimiyet, küçük bir çocuğu dev bir adama üstün getirebiliyor.

"Nice az topluluklar, Allah'ın izni ile nice çok topluluklara galip gelmiştir. Allah, sabredenlerle beraberdir." (Bakara, 2/249)

"İman hem nurdur, hem kuvvettir. Evet, hakikî imanı elde eden adam, kâinata meydan okuyabilir ve imanın kuvvetine göre, hâdisâtın tazyikatından kurtulabilir. 'Tevekkeltü alâllah' der, sefine-i hayatta kemâl-i emniyetle, hâdisâtın dağlarvâri dalgaları içinde seyran eder. Bütün ağırlıklarını Kadîr-i Mutlakın yed-i kudretine emanet eder, rahatla dünyadan geçer, berzahta istirahat eder. Sonra, saadet-i ebediyeye girmek için cennete uçabilir."(3)

Dipnotlar:

(1) bk. Hutbe-i Şâmiye.
(2) bk. age.
(3) bk. Sözler, Yirmi Üçüncü Söz, Birinci Mebhas.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

Esra44Temir

Allah razı olsun.. 

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.

BENZER SORULAR

Yükleniyor...