Block title
Block content

"Biri de belâ ve musibetlerdir. Bunlar zâildir, devamları yoktur." Müslüman olmayan bir Afrikalı, dünyada iken de sıkıntı çekiyor, öldükten sonra da azap görecek. Bu durumda bela ve musibetler nasıl geçici olabilir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Biri de belâ ve musibetlerdir. Bunlar zâildir, devamları yoktur. Zevalleri düşünülürse, zıtları zihne gelir, lezzet verir."

"Biri de, sen burada misafirsin. Ve buradan da diğer bir yere gideceksin. Misafir olan kimse, beraberce getiremediği birşeye kalbini bağlamaz. Bu menzilden ayrıldığın gibi, bu şehirden de çıkacaksın. Ve keza, bu fâni dünyadan da çıkacaksın..."(1)

Bu cümlede ifade edilen hüküm dünya hayatı açısındandır. Yani dünyadaki eza ve cefalar gelip geçicidir, sürekli değildirler; bu kâfirler açısında da böyledir. Dünyadaki hiçbir ağrı, sızı ve musibet sürekli değildir. Sürekli olmuş olsa idi, insan buna güç yetiremezdi.

Afrikalılar dünyanın kurallarına uymamanın cezasını peşinen çekiyorlar. Çalışmak, birlik olmak, üretmek gibi kaidelere riayet etmedikleri için, fakirlik ve zaruret içine düşüyorlar. Bu kaide sadece Afrikalılar için değil bütün insanlık için geçerlidir. İslâm ülkelerinde de benzer durumlar bulunuyor.

Hem kasıtlı ve bilerek İslâm ve imanı inkar edenler için bela ve musibet bitmez; bu onların inkarına ebedi bir cezadır ve ayn-ı adalettir. Çünkü Allah insana akıl, irade ve kabiliyetler vermiş; hakkı gösterecek kitaplar ve elçiler göndermiş. Buna rağmen insan küfür ve dalalete saparsa, cezasına da katlanır.

(1) bk. Mesnevi-i Nuriye, Habbe.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...