"...Biri zikir, biri fikir, biri şükür." ibaresindeki "şükür" nasıl olmalıdır? Her insanın maddi durumu, boş vakti, sağlığı, zamanı, sosyal hayatı farklıdır. Bütün bu durumları göz önünde tutarsak, tam hakkıyla şükür nasıl eda edilebilir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Allah insana, aşağıdan yukarı genişleyerek gelen nimetler zinciri ihsan etmiştir. Bu nimetlerle insanın ufku ve istifade dairesi sürekli genişleyerek ve katlanarak ilerliyor.

Birinci ve en temel nimet vücut ve varlık nimetidir ki, bu nimet diğer bütün nimetlerin aslı ve esası mesabesindedir. Nasıl bina temel üstünde duruyor ise, bütün nimetler de varlık temeli üstünde duruyor.

Varlık nimetini büyültmek ve çoğaltmak için hayatı verdi. Hayat nimeti ile insanı alem-i şehadet denilen bütün kâinatla irtibat ve alaka peyda ettirdi. Nimet sahası bütün kainat oldu. Hayat varlık nimetinden sonra en büyük ve önemli ikinci nimet perdesidir.

Bu hayat nimetine insaniyet nimetini ekledi ve insanın istifade alanı maddi ve manevi bütün alemleri kuşattı. İnsani vasıfları ile nimet sofrası alabildiğine genişledi. İnsaniyet içindeki şuur ve idrak bu nimetlere ayrı bir kıymet kattı.

Bu; vücut, hayat, insaniyet nimetlerine İslamiyet nimetini de vererek, dairesi ve istifade alanı âlem-i şehadet ve gaybı içine alarak daha da büyüdü. Adeta bütün mahlukat, insanın büyük ve geniş bir sofrası haline dönüşmüştür. Sadece mahlukat değil, mahlukat ardında asıl tecelli eden Allah’ın isim ve sıfatları insanın istifade sahasına İslamiyet ile dahil olmuştur.

İman-ı tahkiki nimeti dünya ve ahireti içine aldığı gibi, imandaki marifet ve muhabbet nimeti ile, imkan ve vücub dairelerini de içine aldı ve nimetin en yüksek ve geniş manasına ulaşmış oldu.

Vücub, burada Allah’ın isim ve sıfatlarına işarettir. Hakiki nimet Allah’ın zatı ve sıfatlarına mazhar olmaktır. Zaten bütün nimetlerin kaynağı ve hakikati oradan kaynayıp geliyor. Cennetin en mühim nimeti Cenab-ı Hakk'ın cemalini temaşa etmektir.

Bütün bu nimetler düşünüldüğünde, dünyadaki farklı nimet ya da statüler, bu küllî nimetlere karşı devede kulak kalıyor ve insanın küllî şükür vazifesini etkilemiyor. Yani her insan küllî şükürle mükelleftir. Küllî şükür ise, başta namaz olmak üzere diğer bütün farzlardır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...