Block title
Block content

Birinci Mektup'ta, Hz. Hızır için, bir anda bir kaç yerde bulunabilir, denmektedir. Bu ifadeye itiraz edenler oldu. Peygamberimiz bile birkaç yerde olmamıştır, dediler. Bunun ayet ve hadiste kaynağını istediler. Yardımcı olur musunuz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Ehl-i sünnet inancına göre, peygamberlerin mucize göstermeleri ve Allah dostu veli kullardan keramet sadır olması haktır. Mucizeyi de kerameti de yaratan Allah’tır. Yani, peygamberlerin mucizeleri ile velilerin kerametleri Kitap ve sünnetle sabittir. Bunun ayette örnekleri çoktur. Hızır (as)’in aynı anda birkaç yerde bulunması ya keramettir ya da mucizedir. Zira bu zat-ı mübarekin nebi olup olmadığı ihtilaflı bir konudur.

Keramet; Allah’ı seven, O’na itaat eden ve O’nun tarafından sevilen, her ahvalinde Hz. Peygamber (asm)'in sünneti üzere yaşayan veli kullara, yine Allah tarafından ikram edilen olağanüstü hallerdir. 

Nitekim Kur'an’da zikredilen Meryem Kıssa’sı; Vezir Asaf’ın, Sebe Melikesi Belkıs’ın tahtını Hazreti Süleyman aleyhisselama getirmesi ve Ashabı-ı Kehf olayı keramet örneklerindendir. Yine, Hz. Ömer (r.a) hutbe okurken, uzaklardaki Sariye’yi görüp ona seslenmesi, sesini ona duyurması, sahih birer vakadır. 

Peygamber ve evliyaların her anı ve her vaziyeti harikulade olacak diye bir kaide yoktur. Peygamberler bazen mucizeye mazhar olurlarken, bazen de sıkıntı ve meşakkat çekebilirler. Aynı durum veliler için de geçerlidir.

Birden fazla yerde bulunmak imkan dahilinde bir şeydir; uluhiyete ait bir sıfat değildir. Nitekim cennette tam nuraniyet sırrı hakim olacağı için, bir insan bir anda binlerce işi görebilecek. Tabi bunları halk edip icat eden Allah’tır. Şayet birisi, Allah icat etmeden de ben bunu yaparım derse şirk olur. Hatta  elimi Allah halk etmeden kaldırırım demek de aynı şekilde şirktir. Zira her şeyin Halıkı ve yaratıcısı Allah’tır. 

Tayy-ı Mekan: Kelime olarak mekânı ve kayıtlarını ortadan kaldırmak anlamına geliyor. Istılah olarak ise, velayet makamına ulaşmış bir şahsın, bir anda ve bir zamanda muhtelif yerlerde görünmesine denir. Somuncu baba hazretlerinin Bursa Ulu camiinin üç ayrı kapısından aynı an ve zamanda çıkması buna örnek olarak verilebilir. Tasavvuf kaynaklarında bunun çok örnekleri vardır.

Bast-ı Zaman: Kelime olarak zamanı ve kayıtlarını ortadan kaldırmak ve zamanı genişletmek anlamlarına geliyor. Istılahta ise çok uzun bir zamanı pek kısa olarak görmek ve yaşamak demektir.  Meselâ: Kur'an-ı Kerim'de beyan edilen "Ashab-ı Kehf" mağarada 309 sene kaldıkları halde, kendileri yarım gün veya bir gün kadar kaldıklarını söylemişlerdir. Bunun dışında bazı evliyalar bir dakika içinde Kur’an-ı Kerim’i hatmetmişler. Bir günde yapılacak işi bir saatte yapan veliler olmuştur.

Miraç mucizesi bu hususta verilecek en büyük ve güzel bir örnektir. Peygamber Efendimiz (asm) birkaç dakikada Miraç hadisesini yaşayıp gelmiştir. Sıradan insanlar bu hali rüya yolu ile yaşıyorlar. Bir iki dakikalık rüyada birkaç günlük hadiselerin görünmesi buna kati bir delildir.

Aşığıdaki âyet de bast-ı zamanı gösterir:

"Lâkin Rabbinin katında bir gün, sizin hesabınıza göre bin yıl gibidir." (Hac, 22/47).

 “Cinlerden bir ifrit, ‘Sen makamından kalkmadan ben onu sana getiririm. Gerçekten bu işe gücüm ve güvenim var.’ dedi. Kitaptan ilmi olan kimse ise, ‘Gözünü açıp kapamadan, ben onu sana getirebilirim.’ dedi. (Süleyman) onu (Melikenin tahtını) yanı başına yerleşivermiş görünce, ‘Bu, dedi, şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü edeceğim diye, beni sınamak üzere Rabbimin (gösterdiği) lütfundandır. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur; nankörlük edene gelince, o bilsin ki, Rabbin müstağnidir (şükre ihtiyacı olmayan), çok kerem sahibidir.” (Neml, 27/39-40)

Bu hadise de tayy-ı mekana bir örnek sayılabilir.

İbn Abbas’ın meşhur görüşüne göre, bu kişi, Hz. Süleyman (as)’ın vezirlerinden Asaf b. Berhıya’dır ki, sadık ve doğru bir kişiliğe sahiptir.(1) 

 Tefsircilerin çoğunluğu bu isim üzerinde birleşmektedir. Aradaki mesafenin ise, iki aylık bir mesafe olduğu kaydedilmektedir.(2) 

Tayy-ı mekan ve bast-ı zaman ancak ruhu cesedine galip gelip, cesedi nuranileşen Allah dostlarında görünebilir.

“Ruhu cismâniyetine galip olan evliyanın işleri, fiilleri, sür'at-i ruh mizanıyla cereyan eder.”(3)

ifadesi de bu manaya matuftur.

Keramet ve mucizeyi inkar eden dalalet ve bidat ehli kimselerin fikir ve görüşlerine itibar etmemek gerekir. Keramet ve mucize Kur’an, sünnet ve icma ile sabit hakikatlerdir, inkarı kabil değildir.  

Kaynaklar:

(1) bk. Süyuti, ed-Dürrü’l-Mensur, VI/360.

(2) bk. Yazır, Hak Dini, VI/144.

(3) bk. Mesnevi-i Nuriye, Şemme.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Birinci Sual | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 8608 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...