Block title
Block content

Birinci sözdeki "Bedevi Arap çöllerinde..." Buradaki "bedevi" ile ne kastediliyor? Sadece "çöl" kullanılsa bile yeterli değil miydi? Bedevinin kullanılma hikmeti nedir?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Bedevi", çölde ve çadırda yaşayan "Arap göçebesi" anlamına geliyor; göçebe Türkler gibi. "Medeni" ise, kentlileşmiş, kırsallıktan kurtulmuş, uygar ve şehir hayatı süren kişi demektir.

Özetle Arapça'da bedevi köylü, medeni şehirli anlamında kullanılıyor.

Türkçemizde medeni terbiyeli, görgülü, kibar, ince kimse anlamında kullanılırken, bedevi kaba ve incelikten yoksun köylü anlamında da kullanılmaktadır.

Üstadımız "bedevi" kelimesini temsile uygun bir şekilde "göçebe" anlamında kullanıyor.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş

Yorumlar

menes10913
Selamın Aleyküm Benim burda hissettiğim ama tam çıkaramadığım mâna En yüksek ahlaka sahip olan Peygamber efendimiz(S.A.V)den gelen ahlakın olmaması mı kainatı yada dünyayı yada çölü bedevi yapıyor Birden رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَ الْاَرْضِ ٭ رَبُّ الْمَلٰٓئِكَةِ وَ الرُّوحِ un esma-i hüsnası وَلَقَدْ زَيَّنَّا السَّمَٓاءَ الدُّنْيَا بِمَصَابٖيحَ ٭ وَ سَخَّرَ الشَّمْسَ وَ الْقَمَرَ burcunda cilveleriyle zuhur ettiler. O mana cihetiyle, karanlık üstüne çökmüş olan yıldızlar, o envar-ı azîmeden birer lem'a alıp yıldızlar adedince elektrik lambaları yakılmış gibi o âlem-i semavat nurlandı. O boş ve hâlî tevehhüm edilen semavat dahi melaikelerle, ruhanîlerle doldu, şenlendi. Sultan-ı ezel ve ebed'in hadsiz ordularından bir ordu hükmünde hareket eden güneşler ve yıldızlar, bir manevra-i ulvi yapıyorlar tarzında, o Sultan-ı Zülcelal'in haşmetini ve şaşaa-i rububiyetini gösteriyorlar gibi gördüm. Risale-i Nur - Mektubat(467) İbadetin çendan zahirî bir ağırlığı var. Fakat manasında öyle bir rahatlık ve hafiflik var ki tarif edilmez. Çünkü âbid, namazında der: اَشْهَدُ اَنْ لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ Yani "Hâlık ve Rezzak, ondan başka yoktur. Zarar ve menfaat, onun elindedir. O hem Hakîm'dir, abes iş yapmaz. Hem Rahîm'dir; ihsanı, merhameti çoktur." diye itikad ettiğinden her şeyde bir hazine-i rahmet kapısını bulur, dua ile çalar. Hem her şeyi kendi Rabb'isinin emrine musahhar görür, Rabb'isine iltica eder. Tevekkül ile istinad edip her musibete karşı tahassun eder. İmanı, ona bir emniyet-i tamme verir. Evet, her hakiki hasenat gibi cesaretin dahi menbaı, imandır, ubudiyettir. Her seyyiat gibi cebanetin dahi menbaı, dalalettir. Evet, tam münevverü'l-kalp bir âbidi, küre-i arz bomba olup patlasa ihtimaldir ki onu korkutmaz. Belki hârika bir kudret-i Samedaniyeyi, lezzetli bir hayret ile seyredecek. Fakat meşhur bir münevverü'l-akıl denilen kalpsiz bir fâsık feylesof ise gökte bir kuyruklu yıldızı görse yerde titrer. "Acaba bu serseri yıldız arzımıza çarpmasın mı?" der, evhama düşer. (Bir vakit böyle bir yıldızdan Amerika titredi. Çokları gece vakti hanelerini terk ettiler.) Risale-i Nur - Sözler(22) Yani bedevilerin hem fazla mal varlığı olmamasıyla birlikte fazla bilgisi eğitimide olmayan insanlardır. Kàtıu't-tarîke rastgelse derkenki katiu tariki çoğaltmak gayet mümkün Ehli fen olarak bakılsa gayet mevcutlar Yani burda Üstad Peygamber Efendimiz(s.a.v) ve ondan gelen nurun çıkarılması veya gafletle görülmemesinde gözüken kainatı bedevi cahilliğiyle veya bedevi olarak yorumlamış sanki? Selam ve dua ile
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...