Block title
Block content

Birinci Söz'deki ve benzer temsilleri okurken; eğer biz baştan her şeyin Allah'ın kudretiyle olduğunu kabul etmişsek, temsil doğru olmaz. Çünkü temsildeki reis de hakikatte etkisizken, etkili olduğu öngörülüyor. Dolayısıyla yanlış hüküm çıkmaz mı?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Evvela, temsil ve teşbihin anlatımdaki en büyük misyon ve gayesi, soyut olan manayı somut hale getirmek, derin olan manayı yüzeye çıkarmak, dağınık hakikatleri bir noktada toplamak, uzaktaki bir manayı yakınlaştırmak içindir.

 Zira insanların büyük bir kısmının zihin ve idrak dünyası, gayet somut, yüzeysel ve manaları toplamaktan  uzaktır. Bu sebeple hatibin derin, soyut, uzak ve dağınık hakikatleri temsil ve teşbih yardımı ile yüzeysel, somut, toplanmış ve yakınlaştırılmış bir şekle getirmesi bir ihtiyaçtır. İşte Kur’an’ın ve onu taklid eden Risale-i Nurların çokça temsil ve hikaye metoduna baş vurması, bu sebepledir. Zira Kur’an’ın muhatap kitlesinin ekserisi avam ve basit anlayışlı insanlardan oluşuyor. Hal böyle olunca, Kur’an avam kitlesini eğitmek için, onların duygu ve fikir alemine temsil ve hikayeler ile tenezzül ediyor, onların fikir ve hissiyatlarını okşayan ve tahrik eden misaller getiriyor.

Nasıl maddi alemde, uzaktaki bir cismi çıplak gözle göremediğimiz için, yakınlaştırmak adına dürbün kullanırız, soyut mana ve olguları bulabilmek için, üstüne somut simge ve semboller koyarız, derin ve ince şeyleri görebilmek için mikroskoba müracaat ederiz, dağınık ışıkları toplamak için mercek kullanırız.

Aynı şekilde, manalar ve maneviyat alemindeki ince, derin, uzak, dağınık ve soyut manaları anlamak ve görebilmek için, maddi alemdeki mercek, mikroskop, dürbün, sembol gibi şeylere benzeyen bu temsil, hikaye, hayali seyahat gibi  anlatım metotlarını kullanmak gerekiyor. İşte Kur’an ve onun mühim talebesi olan Bediüzzaman Hazretlerinin eserlerinde, temsil ve hikayeleri bolca ve kesretle kullanmaları bu ince sırdan ileri geliyor. Bu teşbih ve temsil yolu ile hakikatlere uzaktan uzağa baktırıyor.

Yalnız, getirilen temsil ve teşbihlerin her manasını ve her köşesini hakikate tatbik etmek doğru olmaz. Teşbih ve temsil, bir mevzuu anlamak için sadece bir araç bir vasıtadır. Bu yüzden temsilin içinde geçen bir tabirin fiziki yapısını incelemek, temsilden maksut manaya ters bir bakış olur. Ya da temsildeki aktörleri, bire bir anlatılmak istenen manaya uyarlamak temsilin ruhuna uygun değildir.

Mesela “Aslan gibi adam.” dediğimiz zaman, maksat ve kasıt kişinin kuvvetli ve cesur olduğudur. Aslan ifadesinin içinde bulunan hayvanlık ve yırtıcılık telmihen ve işareten bulunabilir ve bu, konuşanı mesul kılmaz. Bu gibi teşbihlerde teşbihi getiren zat ilk manayı değil, teşbihin arkasında kast edilen ikinci manayı murat etmektedir. Teşbihin çağrıştırdığı manalardan dolayı teşbihi getiren kimse mesul tutulamaz.

Temsildeki reisin işaret ettiği Zat ise Allah’tır. Temsildeki adamı bire bir -haşa- Allah ile eşleştirmek, hem caiz olmaz, hem de yukarıda ifade ettiğimiz gibi, teşbih ve temsilin ruhuna uygun olmaz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Birinci Söz | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 3031 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...