Block title
Block content

Birinci Şua'daki ilk amaç; Kur'an'ın mucizesini göstermek mi, talebeleri şevke getirmek mi, yoksa Risale-i Nur'un makbuliyetini belirtmek mi?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İkinci sual: Şiddetle ve âmirâne denildi ki: 'Sen Risale-i Nur'un makbuliyetine dair Hazret-i Ali (r.a.) ve Gavs-ı Âzam (r.a.) gibi zatların kasidelerinden şahitler gösteriyorsun. Halbuki, asıl söz sahibi Kur'ân'dır. Risale-i Nur, Kur'ân'ın hakikî bir tefsiri ve hakikatinin bir tercümanı ve meselelerinin burhanıdır. Kur'ân ise, sair kelâmlar gibi kışırlı, kemikli ve şuuru hususî ve cüz'î değildir. Belki Kur'ân, umum işârâtıyla ve eczasıyla ayn-ı şuurdur, kışırsızdır; fuzulî, lüzumsuz maddeleri yoktur. Âlem-i gaybın tercümanıdır. Sözler hakkında söz onundur. Görelim o ne diyor?"

"Elcevap: Risale-i Nur doğrudan doğruya Kur'ân'ın bâhir bir burhanı ve kuvvetli bir tefsiri ve parlak bir lem'a-i i'câz-ı mânevîsi ve o bahrin bir reşhası ve o güneşin bir şuâsı ve o mâden-i ilm-i hakikatten mülhem ve feyzinden gelen bir tercüme-i mâneviyesi olduğundan, onun kıymetini ve ehemmiyetini beyan etmek Kur'ân'ın şerefine ve hesabına ve senâsına geçtiğinden, elbette Risale-i Nur'un meziyetini beyan etmekliği, hak iktiza eder ve hakikat ister, Kur'ân izin verir. Benim gibi bir tercümanın hissesi yalnız şükürdür. Hiçbir cihetle fahre, temeddühe, gurura hakkı yoktur ve olamaz. Gelecek âyetlerin işârâtına bu nokta-i nazarla bakmak gerektir. Yoksa beni hodbinlikle itham edenlere hakkımı helâl etmem."

"Bu çok ehemmiyetli suale karşı iki-üç saat zarfında birden Kur'ân'ın âyât-ı meşhuresinden Sözler adedince otuz üç âyetin hem mânâsıyla, hem cifirle Risale-i Nur'a işaretleri uzaktan uzağa icmalen görüldü. Ayrı ayrı tarzlarda otuz üç âyet müttefikan Risale-i Nur'u remizleriyle gösterdiği, hayal meyal görüldü."(1)

Üstad Hazretlerinin yukarıda beyan ettiği gibi, Birinci Şua'da asıl maksat; içinde hem Kur’an ayetlerinin mucize ifadelerinin beyanı var, hem de Risale-i Nurların makbuliyetini ifade manası var. Yani iki maksat, bir maksat içinde beraber cem olmuşlar. Biri birini iktiza edip gösteriyor. Birbirlerine hem delil hem netice olmuşlar. Bu sebeple her ikisine de asıl maksat nazarı ile bakabiliriz.

“Kur'ân ise, sair kelâmlar gibi kışırlı, kemikli ve şuuru hususî ve cüz'î değildir. Belki Kur'ân, umum işârâtıyla ve eczasıyla ayn-ı şuurdur, kışırsızdır; fuzulî, lüzumsuz maddeleri yoktur.” Bu ifadeler, Kur’an ayetlerinin mucize oluşuna ve bu şuanın da bir maksadı olduğuna tam işaret ediyor.

(1) bk. Şualar, Birinci Şua.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
Yükleniyor...