Block title
Block content

Birinci Suret'te muhteşem bir saltanat nazara veriliyor. Birinci Hakikat'te ise saltanatın tezahürüne rububiyet ve uluhiyet esas olarak gösteriliyor... Bu meselenin ahiret ve haşirle münasebetini biraz daha açabilir misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Dokuzuncu Söz'de şöyle bir cümle geçer:

“Rububiyetin saltanatı, (nasılki) ubudiyeti ve itaati ister,.. ”

Fatiha Sûresinde bütün hamdleri, bütün medih ve senaların ancak Allah için olduğu beyan edildikten sonra, Allah’ın Rabbü’l-âlemîn olduğu ifade edilir. Yani, bütün âlemleri kim terbiye etmişse hamd de Ona mahsustur. Ve sûrenin devamında ders verildiği gibi, “ancak Ona ibadet edilecek ve yalnız Ondan medet dilenecektir.” O haşmetli rububiyete karşı ibadet ve dua ile mukabele etmek ubudiyettir, yani kulluktur, bir kulun aslî görevidir.

Fatiha, Kur’anın hülasası oluğu gibi insan da kâinatın hülasası. O halde bu hakikati kendi varlığımızda uygulamaya çalışalım:

Gözü görecek şekilde terbiye eden Allah’tır. Ruha da görme sıfatını veren yine Allah’tır. Ruhla göz arasındaki akıl almaz ilgiyi kuran da O’dur. Bu rububiyete karşı kula düşen vazife o gözü, yaratıcısının rızası dairesinde kullanmasıdır. Bu ise ubudiyettir.

Göz örneğini, bütün duyu organlarımıza, hatta ruhumuza takılı bütün his dünyamıza tatbik edebiliriz. Bütün bunları en güzel şekilde terbiye eden ve bir ömür boyu helal dairesinde kullanılmak üzere bize emanet olarak veren Allah’ın bu rububiyetine karşı şükürle, ibadetle, itaatle mukabele etmemiz gerektiğini akıl ve vicdan birlikte tasdik ederler.

İşte bu görevi yapanların ahirette büyük saadetlere nail olacakları, aksine hareket edip emanete hıyanet edenlerin ve o rububiyet saltanatına karşı ubudiyet yerine küfür ve isyanla mukabele edenlerin, layık oldukları cezaya çarptırılacakları muhakkaktır.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Birinci Suret | Yazar: Alaaddin BAŞAR (Prof. Dr.) | Okunma Sayısı: 6114 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...