Block title
Block content

Birincisi, hitap ve huzurdaki lezzetin arttırılmasına; İkincisi, ayân makamının burhan makamından daha yüksek olduğuna; Üçüncüsü, huzurda sıdk olup kizbin ihtimali olmadığına; Dördüncüsü,.. Cümlelerini açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Birincisi, hitab ve huzurdaki lezzetin artırılmasına...

İyyake ifadesi yalnız sana anlamına geliyor ki, Allah ile kul arasındaki huzur ve hitabın lezzetine işaret ediyor. Yani; kul, Allah’ın huzurunda ona, "yalnız sana ibadet ederim, yalnız senden yardım beklerim" demekle, bir nevi hem huzurda olmanın, hem de ona arzı ubudiyet etmenin keyfine varıyor. Tıpkı muhtaç bir vatandaşın başbakanın huzuruna bizzat çıkıp ihtiyaçlarını arz etmesi gibi. Burada vatandaş hem huzura çıkmanın, hem de başbakan ile konuşmanın lezzetini tadıyor.

İkincisi, ayân makamının bürhan makamından daha yüksek olduğuna...

Ayan makamı, aynel yakin mertebesini ifade eden bir tabirdir. Yani bir şeyi, gözüyle görüyor gibi iman etmek anlamındadır. Delil ve burhanlar katiyet ve sağlamlık bakımından sınıflara ayrılırlar. Bazısı bazısından daha kati ve yüksek olabilirler.

Bu hususta en belirgin tasnif üç tanedir bunlar; ilmel yakin, aynel yakin ve hakkel yakin olarak ifade edilmiştir.

Bu üçünün derece ve manasına işaret eden bir misal ise şöyle ifade edilmiştir; Mütevatir derecesinde gelen delillerle, Kabe’nin varlığını -görmediğimiz halde- biliyoruz. Bu ilmel yakin mertebesini göstermektedir. Mekke’ye gidip Kabe’yi uzaktan görmemiz ise, aynel yakin mertebesini ve Kabe’ye dokunmamız ise hakkel yakin mertebesini ifade etmektedir. Şu mertebe, evvel ikisinden de daha sağlam ve katiyet ifade eder.

Yukarıda ifade edilen ayan makamının bürhan makamına olan üstünlüğü, aynel yakinin, ilmel yakine olan üstünlüğüdür. İkisi de katiyeti ifade eder; ancak aralarında çok fark vardır. İşte bu farka işaret edilmektedir. İlmen bilmek ile, bizzat görmek arasında çok fark vardır.

Üçüncüsü, huzurda sıdk olup kizbin ihtimali olmadığına...

Yani insan öyle bir huzurda ki, o huzura yalan ve yanlışın girmesi mümkün değildir. Nasıl bir insan başbakanın huzurunda bile bile yalan söyleyemez ise, aynı şekilde insan, Allah’ın huzurunda olduğunun farkına varırsa, yalan ve yanlış o kalbe giremez. Alemlerin Rabbinin huzurunda kim yalana ve yanlışa cesaret edebilir. Tabi gafil ve huzurun ne olduğunu bilmeyen riyakar kullar bundan müstesnadır. Zira riyakarın namazı hakiki huzur olmuyor. Onunki huzur değil, suri bir namaz hareketidir.

Dördüncüsü, ibadetle istianenin ayrı ve müstakil maksadlar olduklarına işarettir...

İstiane; Allah’tan bir şey talep etmek iken, ibadet; ivazsız ve karşılıksız halisane bir arzı ubudiyettir. Bu noktadan ibadet ile istianenin gayeleri ve formatları farklıdır. Her ikisi de kulluktur; lakin maksatları ve formatları farklı olan kulluklardır. İnsanın ihtiyaç dili ile Allah’tan bir şey istemesi nasıl tatlı bir kulluk ise, namazla arzı ubudiyet etmesi de tatlı bir ibadet kulluğudur.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...