Block title
Block content

Birine yardım ettiğimizde aslında Allah yardım ediyor; biz sadece vesileyiz; biz olmasak bir başkasını gönderirdi. Ama o zaman da bizim irademizi hiçe saymış oluruz. Bu meseleyi Risale ışığında açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bir hayrın meydana gelip vücut bulması, bütün şart ve sebeplerin bir araya gelmesine bakar. İnsanın hayra olan niyet ve arzusu ise bu şart ve sebeplerden sadece  bir tanesidir. Mesela, namaz kılmakta yüz tane fiil olduğunu varsayalım, bu yüz fiilden, doksan dokuzunu Allah yaratır; geri kalan niyet işini ise kul yapar. O zaman insan, bu namaz kılma eylemini icat ciheti ile kendi üstüne alamaz.

Zira, namazın yaratma kısmının tamamı Allah’a aittir; kula düşen, sadece istemek ve irade etmektir. İşte, namaz bir iş, bir fiil olmasından, vücudi ve hayırdır, kula verilmez. Kul ancak dua ve talep ile onun sevabını alabilir.  İrade ve talep noktasından bu yüz eylemden sadece birisi insana aittir. Bu noktada küçük de olsa insanın hayırda bir hissesi vardır. Lakin olgun ve kamil bir mümin bu önemsiz hissesini diğer doksan dokuz hisse karşısında kullanmaz ve ona dayanıp ukalalık etmez.

Ama namaz kılmamak ise,  bir fiil, bir iş olmadığından, bir vazifesizlik ve terk etme manasını taşıdığı için  ademdir. Yani, yokluk hükmündedir, kula verilir. Burada bu namazsızlık şerrini farazi olarak yüz parça olarak düşünecek olursak, insana ait doksan dokuz, Allah’a ait birdir. O da  sadece yaratmak noktasıdır. Demek şer bize aittir.

Bir binanın yüz günde, yüz usta tarafından yapılması hayrı ve vücudu temsil eder. O binanın, bir dinamit ile yerle bir edilmesi ademi ve şerri temsil eder.

Bir ağacın yetiştirilmesinde insanın bir iki vazifesi vardır. Geri kalanı tamamen Allah’a aittir. Ama, ağacın bir kibrit ile, bir anda yok edilmesi tamamen kula aittir. Ağacın yetişmesi hayır, yakılması şerri temsil eder. Şerde ve ademde bir şartın olmaması yeterli iken,  hayırda ve vücutta bütün sebep ve şartlarının bir arada olması gerekiyor. Onun için insanın hayırda eli kısa, şerde eli uzundur denilmiştir.

Öyle ise insan, hissesi kadar söz sahibidir. Yani hayrın bütün alt yapısını ve gerekçelerini tayin ve tespit eden Allah olacak, insan bu hayra cüzi bir istemek ve talep etmekle sahip çıkıp ben yaptım diyerek, hakikate bütünü ile zıt bir halete girecek, bu ancak haddi aşmak olur. İnsan hayra, ancak acizliğini ilan, fakirliğini izhar etmek ile sahiplenebilir. Yoksa, ben yapıyorum, ben ediyorum edası ve tavrı ile sahiplenmek büyük bir zulümdür. Burada  insanın cüzi de olsa iradesi inkar ediliyor değildir. İnkar edilen şey, insanın haddini aşıp, ben icat ediyorum demesidir.   

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...