"Birtek mâsum, dokuz câni olsa, yine o gemi hiçbir kanun-u adaletle batırılmaz." Böyle ise, toplu helak edilen kavimlerin durumu nedir; bunların aralarında masumlar vardır. Konuyu açar mısınız?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Suçu bizzat işleyenler, bir de suça göz yumup mâni olmayanlar var. Cinayeti bizzat işleyenler bir de cinayete azmettirenler vardır. Cinayeti işlemek ile azmettirmek aynı derecede bir suçtur.

Helak olan kavimler içinde masum diye addettiğimiz insanlar suçu bizzat işlememiş olsa bile suça göz yumarak bir kötülüğü düzeltmemek adına suça iştirak etmiş oluyorlar. Dolayısı ile Allah o kavmi topluca helak ediyor.

Yine de helak olan masumların malları günahlarına keffaret olup, onların ebedî saadetine vesile olduğu için, dünyada çektiği sıkıntıları hiçe indiriyor.

Diğer bir husus, zulüm bir başkasının mülkünde haksız yere tasarruf etmektir. Halbuki mülk Allah’ındır, Allah ise mülkünde dilediği gibi tasarruf edebilir. Dolayısı ile Allah’ın insanları helak etmesinde zulüm söz konusu değildir. Yani burada insan ile Allah’ı mukayese etmek doğru değildir. Allah yüz bin hikmet ile bir işi yaparken, insan tek hikmetli işinde adil olmak zorundadır ve ona düşen de budur.

Ayrıca Allah peygamberler vasıtası ile onları ikaz edip yaptıkları işlerden ya da sessiz kalmalarının bedeli olarak helak olacaklarını haber veriyordu. Hatta inananlar peygamberler ile birlikte o kavmi terk ediyorlardı. Demek helak olmayı onlar kendileri tercih ettiler. Meselâ Hz. Lut’un (as) eşi de kalmayı tercih edenlerdendi.

Bir ayette şöyle buyurulur: “Senin Rabbin, halkları salih ve ıslah edici iken, o memleketleri haksız yere helak edecek değildir.” (Hûd Suresi 11/117)

Bu ayetlere göre her Müslüman, Kur’an’ın bu emrini yerine getirmekle manen mükelleftir. Müslümanlar birbirlerinde gördükleri hata ve yanlışlıkları yumuşak bir dille düzeltmeye çalıştıkları gibi, küfür, şirk ve dalalet içerinde yaşayan insanlara da tebliğ ile doğru yolu göstermekle vazifelidirler. Nitekim Salih (a.s)’ın kavminin başına gelen o elim hâdiseden dolayı Cebrail (a.s): “Yarabbi! Binlerce mü’min gece teheccüd namazında iken neden böyle bir bela onların başına geldi.” diye sorunca Cenab-ı Hak: “Onlar sadece kendilerini düşünüyorlardı” diye buyurdu.

İnsanın gaflet uykusundan uyanmasını gerektiren birçok ayet, hadis ve tarihî hâdiseler varken yine de o uyanmaz, kendini tehlikeye sürükleyecek amellerden sakınmaz. Cenab-ı Hak geçmiş peygamberlerin ümmetlerinin başlarına gelen elim hâdiselerden, bela ve musibetlerden ders alınmasını şöyle beyan buyurmaktadır: “De ki, yeryüzünde gezin dolaşın da, daha öncekilerin akıbetleri nice oldu görün.” (Rum Suresi, 30/42)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

BENZER SORULAR

Yükleniyor...