Block title
Block content

"BİSMİLLAH güneş gibidir. Yani, güneş başkalarını gösterdiği gibi, kendini de gösterir, başka bir güneşe ihtiyaç bırakmaz, başkalarına yaptığı vazifeyi, kendisine de yapıyor; ikinci bir BESMELE daha lâzım değil." izah?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Besmeledeki üç külli ismi izah edersek, besmelenin kıymet ve değerinin nereden geldiğini bir parça anlamış oluruz. Besmelenin külli bir şekilde Risale-i Nur'daki bütün mana ve izahını vermek mümkün olmadığı için, biz bir kısmının orijinal metni ile beraber izahını yapalım.  

"( بِسْمِ اللهِ ) : Bu kelâm, güneş gibidir. Yani, güneş başkalarını gösterdiği gibi, kendini de gösterir, başka bir güneşe ihtiyaç bırakmaz. بِسْمِ اللهِ başkalarına yaptığı vazifeyi, kendisine de yapıyor; ikinci bir بِسْمِ اللهِ daha lâzım değildir."(...)

“Allah”  Lâfza-i celâli, bütün sıfât-ı kemâliyeyi tazammun eden bir sadeftir. Çünkü Lâfza-i Celâl, Zât-ı Akdese delâlet eder; Zât-ı Akdes de, bütün sıfât-ı kemaliyeyi istilzam eder. Öyleyse, o lâfza-i mukaddese, delâlet-i iltizamiye ile, bütün sıfât-ı kemâliyeye delâlet eder."

"İhtar: Başka ism-i haslarda bu delâlet yoktur. Çünkü, başka zatlarda sıfât-ı kemâliyeyi istilzam etmek yoktur."
(1)

Besleme Allah, Rahman ve Rahim isimlerinden mürekkep külli ve  mübarek bir kelimedir. 

Allah lafzı kıymetli bir mücevher kutusu gibi bütün isim ve sıfatları dairesine ve içine alır ve her bir isim ve sıfata da işareti haizdir; yani o isim ve sıfatlara tek tek mana olarak işaret eder. Bu kapsamlı ihata ve kuşatıcılık manası Allah’ın diğer has ve özel  isimlerinde yoktur. O has ve özel isimler sadece kendi manasına işaret ve delalet ederler, başka isimlere ve sıfatlara işaret etmezler.

Allah lafzının diğer özel isimlerden farkı ise, Allah lafza-i celalli Zat-ı Akdesin bir unvan ve ismi olamsıdır. Yani Allah’ın Zatına ait bir isim ve sıfattır. Bütün mükemmel isim ve sıfatların kaynağı ve membaı Allah’ın Zat-ı Akdesi olmasından dolayı Allah’ın zatını temsil eden Allah lafzı, dolaylı olarak bütün mükemmel isim ve sıfatlara da işaret ve delalet ediyor.

Mesela Rahman Allah’ın özel bir ismidir, ama sadece müsemmasına yani kendi manasına işaret eder, sair isim ve sıfatlara ihata ve işareti yoktur. Bu noktadan Rahman Allah lafzı gibi kuşatıcı ve ihatalı bir isim değildir.

Eski tabir ile Rahman, ism-i has tecell-i ammdır; Rahim ise, ism-i amm tecell-i hasdır. Yani Rahman isim olarak Allah’ın özel bir ismidir, bu yüzden başkalara müstakilen verilmesi caiz değildir; ama tecelli noktasından bütün mahlukatı içine alır. Mümin kafir, zalim mazlum, müttaki fasık, canlı cansız ayırımı yapmaksızın bütün mahlukata şefkati ile tecelli eder; ahiret hayatından çok dünya hayatına bakar. Yani Rahman ismi dünya hayatında galiben tecelli eder. Rahman isminin büyük nimetlere bakması ayırım yapmaksızın her şey üstünde tecelli etmesinden dolayıdır.

Rahim ismi ise umumi bir isimdir, isim olarak herkese verilebilir, ama tecelli noktasından hususidir, dünya hayatından çok ahiret hayatına bakar. Bu yüzden kafirler, zalim ve dinsizler  dehşetli mahşer meydanında Rahim ismine mazhar olamayacakları için, azap devamlı ve şiddetli olacaktır.

Rahim ismi dünya ve ahirette ekseri mümin ve müttakilere tecelli eder. Fakat dersine çalışan talebe ile çalışmayan talebe arasında Rahim ismi sadece çalışan talebe için tecelli eder, ona hususi ikram yapar, bu manada alırsak kafirler de tecelli kapsamına girerler. Yani Rahim hem dünya hem de ahirette hususi tecelli ediyor. Dünya da fıtratın kanunlarına uyanlara ahirette ise imana tabi olanlara bakıp tecelli edecek. Lakin Rahman ismi dünyada ayırım yamaksızın her şey üstünde tecelli ediyor.

"BİRİNCİ SIR"

"Bismillâhirrahmânirrahîm'in bir cilvesini şöyle gördüm ki: Kâinat simasında, arz simasında ve insan simasında, birbiri içinde birbirinin nümunesini gösteren üç sikke-i rububiyet var."

"Biri, kâinatın heyet-i mecmuasındaki teavün, tesanüd, teânuk, tecavübden tezahür eden sikke-i kübrâ-yı Ulûhiyettir ki, Bismillâh ona bakıyor."

"İkincisi, küre-i arz simasında, nebâtat ve hayvanâtın tedbir ve terbiye ve idaresindeki teşabüh, tenasüp, intizam, insicam, lûtuf ve merhametten tezahür eden sikke-i kübrâ-yı Rahmâniyettir ki, Bismillâhirrahmân ona bakıyor."

"Sonra, insanın mahiyet-i câmiasının simasındaki letâif-i refet ve dekaik-i şefkat ve şuâât-ı merhamet-i İlâhiyeden tezahür eden sikke-i ulyâ-yı Rahîmiyettir ki, Bismillâhirrahmânirrahîm'deki er-Rahîm ona bakıyor."

"Demek, Bismillâhirrahmânirrahîm, sahife-i âlemde bir satır-ı nuranî teşkil eden üç sikke-i ehadiyetin kudsî ünvanıdır ve kuvvetli bir haytıdır ve parlak bir hattıdır. Yani, Bismillâhirrahmânirrahîm, yukarıdan nüzul ile, semere-i kâinat ve âlemin nüsha-i musaggarası olan insana ucu dayanıyor. Ferşi Arşa bağlar, insanî arşa çıkmaya bir yol olur."(2)

Bismillahirrahmanirrahîm'deki  Allah, Rahman ve Rahim isimlerinin kainattaki tecellisi büyükten küçüğe bir tevhit mührüdür.

Allah ism-i Celili bütün kainattaki unsurların kendi aralarında olan yardımlaşma, dayanışma, kucaklaşma ve cevaplaşma gibi fiillerin dili ile Allah'ın birlik ve tevhit sikkesini  temsil eder.

Rahman ismi de dünyadaki bitki ve hayvan taifesinin tedbir ve terbiye edilmesinde benzerlikler, biribiri ile olan uyumluluk, intizam, insicam, lütuf gibi icraatların dili ile Allah'ın dünya sahifesindeki birlik ve tevhit mührüne işaret eder.

Rahim ismi ise insanın geniş mahiyetindeki rahmet, merhamet ve şefkat gibi tecellilerin ve fiillerin dili ile Allah'ın insan mahiyetinde görünen birlik ve tevhit mührüne bakar.

Yani tevhidin üç büyük mührü kainat, dünya ve insan üzerine vurulan mühürleridir. Bunu şöyle bir temsil ile akla yaklaştıralım.

 Kainat okyanus olsun, dünya deniz, insan ise bir avuç su olsun; her birine kelime-i tevhid yazısını yazalım. Okyanusa dev ve büyük harflerle tevhid kelimesini yazdık ve altına dev bir mühür vurduk. Bunu okumak için bütün okyanusu kuşatacak ya gözün olacak ya da okyanusu kapsayacak bir mevkie çıkmak lazım, bu da herkese mümkün değildir.

Dünyayı temsil eden denizin üstüne orta boyda harflerle tevhid yazısını yazdık ve altına mührünü bastık; bunu da okumak ve ihata etmek çok zordur, külli bir nazar lazımdır.

Ve üçüncüsü insanı temsil eden bir avuç suyun üstüne bir kelime-i tevhit yazdık, bunu herkes rahatlıkla ve ihata ile okuyabilir ve mührü görebilir.

Bu üç mührü ve tevhit kelimesini okumak aşağıdan yukarı doğru olmalıdır, yukardan aşağıya okumak ve görmeye çalışmak çok zordur. Bir avuç suda yazılan tevhid kelimesi ehadiyeti temsil eder, okyanusta yazılan tevhit ise vahidiyeti temsil eder.

Özetleyecek olursak üç sikke-i ehadiyet kainatta Allah isminin tecellisi ,dünyada Rahman isminin tecellisi  ve insanda Rahim isminin tecellisi suretinde vurulan birlik ve tevhit mühürleri anlamındadır. Bu üç isimin temsil ettiği tecelliler tevhidin kainat, dünya ve insan sayfalarında nurani birer satırlarıdırlar.

(1) bk. İşârâtü'l-İ'câz, Fâtiha Sûresi.

(2) bk. Lem'alar, On Dördüncü Lem'a

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Sure-i Fatiha | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 5856 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...