Block title
Block content

Bitarafane muhakemenin hilaf-ı iman olmadığı, böyle sanmanın bir vesvese olduğu nazara veriliyor. Kur’ân'ın beşer kelamı farz edilmesiyle ilgili bahiste ise “bitarafane muhakemenin şıkk-ı muhalifi iltizam olduğu” beyan edilmişti. Açıklama yapar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Ana metinde, bu soruyla ilgili kısım şöyle geçiyor:

“Hem bâzen bir emr-i küfrîde tefekkürü, küfür zanneder. Yâni, dalâletin esbabını anlamak suretinde kuvve-i mütefekkirenin cevelânını ve tetkikatını ve bîtarafane muhakemesini, hilâf-ı îmân zanneder.”(1)

Açıklamalarımızı, evrim felsefesini örnek alarak yapmaya çalışalım. Varlıkların uzun bir zaman geçmesiyle kendiliğinden mahiyet değiştiremeyeceğine, her şeyin İlâhî kudretle yaratıldığına tam olarak inanan bir kimsenin evrim felsefesini incelediğini düşünelim. Bu inceleme o kişiyi evrimci yapmaz. Çünkü, o kişi araştırmasını yaparken evrime de yaratılış kadar ihtimal vererek konuyu tarafsız bir şekilde ele alıyor değildir. Onun maksadı, Üstad'ın ifadesiyle, “dalâletin esbabını anlamak” yani, evrimcilerin hangi noktalarda aldandıklarını ve hakikatten uzaklaştıklarını araştırmaktır. Bunu yaparken de esas gayesi insanları ikaz etmektir.

Bu araştırmacı, bir an için evrimcilerin de görüşlerini okur ve üzerinde tarafsızca düşünür. Buradaki tarafsızlık evrime de yüzde elli ihtimal verme şeklinde bir tarafsızlık değil, onların fikirlerini de rahatça dinlemek ve daha sonra bir değerlendirme yaparak kendilerine cevap vermek içindir.

Burada akıl, karşı tarafı bilerek dinlemekte, görüşlerini öğrenmektedir. “Şıkkı muhalifi iltizam olan tarafsızlıkta” ise, şeytanın kalbe attığı bir vesveseye aklın da meyletmesi söz konusudur. Böyle bir meyil Üstadımızın ifadesiyle “bîtaraflık değildir, muvakkaten bir dinsizliktir.”

Bu konuda daha önce açıklama yapılmıştı.

(1) bk. Sözler, Yirmi Birinci Söz, İkinci Makam.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...