Block title
Block content

"Biz görüyoruz ki: Dinsizlerin veya sahih bir dini olmayanların ahvalleri muaddele ve munazzemedirler." sorusu ve cevabını açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Eğer desen: "Biz görüyoruz ki: Dinsizlerin veya sahih bir dini olmayanların ahvalleri muaddele ve munazzemedirler."

Şu anda görüyoruz ki, dini Hıristiyan olan ya da dinleri tamamı ile inkar eden Avrupa medeniyetlerinin siyasi ve iktisadi halleri bizden daha adil ve sistemlidirler. Bu soruda zımnen "Onların dininde ya da ideolojisinde acaba bir hakikat mi vardır?" demeye getiriliyor.   

"Elcevap: O adalet ve intizam, ehl-i dinin ikazat ve irşadatıyladır. Ve o adalet ve faziletin esasları, enbiyanın tesisleriyledir. Demek enbiya, esas ve maddeyi vaz etmişlerdir. Onlar da o esas ve fazileti tutup, onda işlediklerini işlediler. Bundan başka nizam ve saadetleri, muvakkattır. Bir cihetten kaime ve müstakime ise, çok cihattan mâile ve münhaniyedir. Yani, ne kadar sureten ve maddeten ve lâfzan ve maâşen muntazamadır; fakat sîreten ve mâneviyaten ve mânen faside ve muhtelledir."

"Ey birader! İşte sıra üçüncü cihete geldi. İyi tefekkür et. Şöyle:

"Ahlâktaki ifrat ve tefrit ise, istidadatı ifsad ediyor. Ve şu ifsad ise, abesiyeti intaç eder. Ve şu abesiyet ise, kâinatın en küçük ve en ehemmiyetsiz şeylerinde mesalih ve hikemin riayetiyle âlemde hükümfermalığı bedihî olan hikmet-i İlâhiyeye münakızdır."(1)

Üstad Hazretleri bu suale cevap olarak; önce onların halihazırda bizden daha ileri olmaları bir iki yüz yılın bir meyvesi ve neticesi değildir, diyor. Bugünkü teknoloji ve maddi terakkinin oluşmasında bütün insanlığın, özellikle de semavi dinlerin büyük katkı ve değerleri vardır. Maddi gelişim bir zamana ve bir döneme hasredilemez. Maddi terakki, insanlığın ortak bir paydası ve ortak bir mirasıdır.

Mesela, ilk demiri mucize eseri olarak Hazreti Davud (as) insanlığa hediye etmiş, daha sonraki insanlar ise bu hediyeyi geliştirerek bugünkü seviyesine getirmişledir. Öyle ise Avrupa medeniyetinin şu anki eriştiği seviyede peygamberlerin ve dinlerin büyük bir rolü ve katkısı vardır. Bu medeniyeti, bu müktesebatı sadece belli bir döneme ya da belli bir ideolojiye indirgemek doğru olmaz. Nitekim Avrupa medeniyetinin mazisi iki veya üç yüz yıllık bir süreçtir. Bundan önce onlar karanlık çağlar içinde idiler. Onlar karanlıklar içinde iken, İslam medeniyeti dünyaya ışık saçıyordu.

Hem bu medeniyetin maddi açıdan istikrar ve sistemli olmaları her açıdan öyle oldukları anlamına gelmiyor. Belki suret ve maddi açıdan müferreh bir durumda olabilirler, ama mana ve maneviyat açsından da bir o kadar muzdarip ve mutsuzdurlar. Onların bozuk inançları ve beşeri ideolojileri dört başı mamur bir saadeti onlara temin etmiyor. İslam medeniyeti hem maddi hem manevi saadeti verecek potansiyele sahipken, Müslümanlar bu potansiyeli bu son zaman diliminde iyi değerlendiremedikleri için fakir ve geri kalmışlardır.

Özet olarak, bizim geri kalmamızda İslam’ın bir kabahati olmadığı gibi onların ileri gitmesinde de bozuk inanç ve ideolojilerinin bir katkısı yoktur. 

Bu konu Lemeatta geçen “El hakku ya’lu” başlığı altındaki bahiste izah edilmiştir, oraya bakılabilir.  

(1) bk. Muhakemat, Üçüncü Makale, İkinci Maksat

İlave bilgi için tıklayınız:

Madem El-Hakku Ya’lu haktır. Neden kâfir, müslime; kuvvet hakka galibdir?

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Üçüncü Makale, İkinci Maksad | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 1773 | Word indir | Pdf indir
Paylaş

Yorumlar

drerkan
Batı medeniyeti dışı parlak,içi çürümüş bir ağaç gövdesi gibidir diyebiliriz. Sadece iki örnekle sosyal ve ailevi çöküntünün boyutunu söylemek istiyorum:Danimarkada doğan her 100 çocuktan 58 inin babası bilinmiyor! Avrupa birliği ülkelerinde boşanma oranı %50 ler civarında.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
BENZER SORULAR
Yükleniyor...