"Biz istihdam olunuyoruz, ihtiyar ve iktidarımız haricinde çok mühim işler bize yaptırılıyor." Kader bahsindeki gibi "ilim maluma tâbi" ise, bizim bilmediğimiz bir şeyi yapmamız nasıl malum olabilir? Cüz’i ihtiyarînin burada vazifesi nedir?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

İrade, insana mes’uliyet verirken, kader de insanı gurur ve kibre kapılmaktan muhafaza ediyor. İkisi arasında müthiş ve ince bir muvazene söz konusudur. Birisi haddi aşacağı zaman diğeri onu frenleyip dengede tutuyor. İrade, “ben yaptım, ben ettim” havasına girince, kader önüne çıkıp, haddini bil! diyor. Aynı irade, bütün günahları ve kötü fiilleri kadere yükleme sadedinde iken, irade önüne çıkıp, “Dur bakalım, kötü fiillerden sen mes’ulsün” diyor. Bu sebeple kader ve irade imanın altı rüknünden birisi olmuştur. Şayet bu muvazene olmazsa, insan tekemmül edip terakki edemezdi.

Bu sebeple, her hâdiseye bu ölçü ile bakmak gerekiyor. "Biz istihdam olunuyoruz, ihtiyar ve iktidarımız haricinde çok mühim işler bize yaptırılıyor." cümlesini de bu mülahaza çerçevesinde düşünmek gerekir. Yoksa işin teknik ve ilmî boyutu farklıdır.

Diğer yandan, bir hayırda hem kader hem irade cem edip müşterek olabilirler. Öyle ise ubudiyetin nezaketi ve inceliği ile insan yüzde doksan dokuz pay sahibi olan kadere verip, o hayrı ondan bilmelidir. Yüzde birlik irade hissesini de ona tevdi ve irca etmelidir. Üstad Hazretleri bu cümlede böyle bir nezaket ve ubudiyet sergiliyor, diyebiliriz.

Üstad Hazretleri bu muvazeneye şu cümleler ile işaret ediyor:

"Evet, kader, cüz-ü ihtiyarî, iman ve İslâmiyetin nihayet merâtibinde; kader, nefsi gururdan ve cüz-ü ihtiyarî, adem-i mes'uliyetten kurtarmak içindir ki, mesâil-i imaniyeye girmişler. Yoksa, mütemerrid nüfus-u emmârenin işledikleri seyyiâtının mes'uliyetinden kendilerini kurtarmak için kadere yapışmak ve onlara in'âm olunan mehâsinle iftihar etmek, gururlanmak, cüz-ü ihtiyarîye istinad etmek; bütün bütün sırr-ı kadere ve hikmet-i cüz-ü ihtiyariyeye zıt bir harekete sebebiyet veren ilmî meseleler değildir."(1)

(1) bk. Sözler, Yirmi Altıncı Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?

Yorumlar

isahalim
Yukarıda anlattığınız bahisteki "KADER", Allahın ezelden bilmesi değil de(elbette ezeli ilmi var ), ezelden bu böyle olsun diye külli iradesiyle takdir etmesi, karar vermesi mi?
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editor (Muaz)
İlim ile takdir genellikle beraber gider.
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...