Block title
Block content

"Bu âlemde yardım isteyen bir musibetzedeye kemal-i süratle yardım ediliyor." cümlesini izah eder misiniz? Myanmar'daki musibete uğrayanların yardımına Cenab-ı Allah'ın yetişmesi ne boyuttadır, zahirde böyle bir imdat gözükmüyor?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Bu cümlede, kainatta cari olan âdetullah kanunları ve genel İlahi icraatlar anlatılmaktadır. Zaten nereye bakarsak bunları görmek mümkündür. Hatta bazıları o kadar aşikâr ki, körler bile görebilir.

Mesela, sıkıntıya giren ve gerek bilerek gerek bilmeyerek vicdanen Allah’tan yardım dileyen herkese yardım ulaştırılmaktadır. Bu noktada bazen büyük bir unsur bile vazifesini, Allah’ın emriyle terk edebilir veya yapacağı tahripten menedilebilir. Bu konuda Üstadımız Mesnevi-i Nuriye’de şöyle diyor:

“Arkadaş! Bilhassa muztar olanların dualarının büyük bir tesiri vardır. Bazan o gibi duaların hürmetine, en büyük bir şey en küçük bir şeye musahhar ve muti’ olur. Evet, kırık bir tahta parçası üzerindeki fakir ve kalbi kırık bir mâsumun duası hürmetine, denizin fırtınası, şiddeti, hiddeti inmeye başlar. Demek dualara cevap veren Zât, bütün mahlûkata hâkimdir. Öyleyse, bütün mahlûkata dahi Hâlıktır.”(1)

Evet, dikkat ile bakılsa her yerde görünecektir ki, yardım isteyene yardım ediliyor. Dergah-ı İzzete iltica eden kurtuluyor. Dua eden saillerin istekleri veriliyor. En basit bir hayat sahibinin en küçük bir ihtiyacı bilinip, yerine getiriliyor. Buna her iman sahibi imanıyla beraber, aklıyla ve vicdanıyla şahittir. İmanı olmayanların da bu konuyu inkar etme mecalleri yoktur. Sadece bu işleri, bazen tabiata veya sebeplere veriyorlar.

Myanmar ve bazı yerlerdeki müslim veya gayri müslimlerin başına gelen musibetlerde bu İlahi yardımın hemen ulaşmamasının sebepleri ise birkaç noktada anlaşılabilir:

1. Âdetullah kanunları gereği, Cenab-ı Hak bazen zulme müsaade ediyor. Çünkü gelen zulüm ve musibetler, zalimlerin cehennemdeki derekelerini artırırken, mazlum ve masumların imanlarını ve cennetteki derecelerini artırmaktadır.

2. Allah hiçbir hadiseyi unutmaz ve ihmal etmez. Mühlet verme durumu ise, her zaman vaki olan bir durumdur. Dolayısıyla bazen bizler Allah’ın imhal dediğimiz işi zamana bırakmayı, ihmal zannedebiliriz. Bu konuda Üstadımız,

 “Ve keza, âlemde görünen tasarrufattan anlaşılıyor ki, Sâni-i Âlemin pek yüksek, celâlli, izzetli bir haysiyeti vardır ki, ubudiyetle Sânii tâzim etmeyenlerin veya istihfaf edenlerin te’diplerini, tehir ve imhal etse bile, ihmal etmez.”(2)

demekle, her hadisede Allah’ın ezeli hikmetleri vardır. Bu ezeli hikmetlerin tahakkuku için bazı musibetlere müsaade eder ve hemen imdat göndermez.

3. Bu gibi sıkıntılar ve musibetler, Müslümanların kalp ve ruhlarının birleşmesine vesile olduğundan, ne kadar sürmesi gerektiğine Allah (c.c) karar verir. Üstadımız Sünuhat’ta Birinci Dünya savaşında Müslümanların başına gelen musibetin İslam'ın uhuvvet ve ittihadını harikulade ta’cil edeceğini şu ifadelerle ortaya koyuyor:

“Zira, şu musibet, maye-i hayatımız ve âb-ı hayatımız olan uhuvvet-i İslâmiyenin inkişaf ve ihtizazını hârikulâde tacil etti.”(3)

Dolayısıyla Myanmar’daki kardeşlerimizin başına gelen bu müteessif olay, dünyanın dört bucağındaki Müslümanların kalp ve ruhlarını birleştirmeye vesile olduğunu unutmamalıyız.

4. "Musibet, bir cinayetin neticesi, bir mükafatın mukaddimesidir." kaidesiyle bazen bir şahsın hatasından dolayı, Allah ceza kabilinden mücazat verir. Fakat bu şahsa musibetin akabinde -şayet ders alıp hatasını anlasa- mükafat verir. Bu noktadan değerlendirildiğinde, İslam ülkelerinde Cenab-ı Hakk'ın verdiği musibetlerin bir ciheti de kadere fetva verdirme nevinden yapılan hatalar olabilir. Hadiste,

اَلْجَزَاۤءُ مِنْ جِنْسِ الْعَمَلِ   “Her amel kendi cinsinden bir şeyle karşılık görür.”(4)

buyurulması bu hakikata güzel bir ayna olmaktadır.

5. Musibetlerin ve devamının bir hikmeti de Cenab-ı Hakk'ın müminlerden şehidler edinmek istemesi hikmetindendir. Çünkü, şüheda mücahitler arasından seçilmiş kimselerdir. Cenab-ı Hak, onları seçer ve kurbiyetine mazhar kılar. Cenab-ı Hak, Uhud'daki mağlubiyetin hikmetlerinden bahsederken, konumuzla ilgili olarak şunu da nazara verir:

"... Allah sizden şehitler edinmek ister..."(Âl-i İmran, 3/140).

İşte bu esaslı kaidelerden sonra şunu söyleyebiliriz; Cenab-ı Hak bazen göndereceği yardım ve nusreti geciktirebilir. Bunun tek bir hikmeti yoktur. Çok hikmetleri olabilir. Gerek dünyevi gerek de uhrevi anlamda yine Müslümanların faydasına olabilecek sonuç ve meyveleri vardır. 

Dipnotlar:

(1) bk. Mesnevi-i Nuriye, Katrenin Zeyli.
(2) bk. age., Lasiyyemalar.
(3) bk. Sünuhat.
(4) bk. Aclûnî, Keşfu’l-Hafâ, 1:332.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Lasiyyemalar | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 731 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...