"Bu altı dehşetli hastalığın ilâcını da bir tıp fakültesi hükmünde, hayat-ı içtimaiyemize, eczahane-i Kurâniyeden ders aldığım altı kelime..." İzah eder misiniz, altı hastalık ve ilacı olan altı kelimeyi nasıl eşleştireceğiz?

Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Birincisi: Ye'sin, ümitsizliğin içimizde hayat bulup dirilmesi."

"İkincisi: Sıdkın hayat-ı içtimaiye-i siyasiyede ölmesi."

"Üçüncüsü: Adâvete muhabbet."

"Dördüncüsü: Ehl-i imanı birbirine bağlayan nuranî rabıtaları bilmemek."

"Beşincisi: Çeşit çeşit sarî hastalıklar gibi intişar eden istibdat."

"Altıncısı: Menfaat-i şahsiyesine himmeti hasretmek."

"Bu altı dehşetli hastalığın ilâcını da bir tıp fakültesi hükmünde, hayat-ı içtimaiyemize, eczahane-i Kur'âniye'den ders aldığım 'altı kelime' ile beyan ediyorum. Mualecenin esasları onları biliyorum."(1)

Burada içtimai hayat bir hastahane olarak tasavvur edilmiştir. İnsanlar ise manen hasta. Kur’an ise, burada hastane ve hastalara şifa dağıtan bir eczane hükmündedir.

Tıp fakültesi ise, Kur’an ilaçlarının talim edilip üzerinde müzakere yapıldığı dağınık ilim meclisleridir. Mesela, her bir Nur medresesi Kur’an ilaçlarının talim edilip tatbike teşvik edildiği bir tıp fakültesi hükmündedir. Malum, fakülte dersin verildiği mekan demektir.

"BİRİNCİ KELİME: 'El-emel.' Yani, rahmet-i İlâhiyeye kuvvetli ümit beslemek."

Bu bahiste birinci hastalık olan ümütsizlik hastalaığının, siyasi ve içtimai tahilleri ve ona uygun reçeteleri izah ediliyor.

"İKİNCİ KELİME: Ki, müddet-i hayatımda tecrübelerimle fikrimde tevellüd eden şudur: 'Rahmet-i İlâhiyeden ümidinizi kesmeyiniz.' (Zümer, 39/53)"

"Bir şey bütünüyle elde edilmezse, tamâmen de terk edilmez."

Bu kelimede ise, kanser gibi içimizi kemiren ümitsizlik hastalığının zihinlerden, kalplerden ve fikirlerden çıkmasının imkansız olduğu fikrine karşı, bu düşmanımızı öldürerek ondan kısasımızı alacağımızın dersini veriyor.

"ÜÇÜNCÜ KELİME: Ki, bütün hayatımdaki tahkikatımla ve hayat-ı içtimaiyenin çalkamasıyla, hülâsa ve zübdesi bana kat'î bildirmiş ki: Sıdk, İslâmiyet'in üssü'l-esasıdır ve ulvî seciyelerinin rabıtasıdır ve hissiyat-ı ulviyesinin mizacıdır. Öyleyse, hayat-ı içtimaiyemizin esası olan sıdkı, doğruluğu içimizde ihya edip onunla mânevî hastalıklarımızı tedâvi etmeliyiz."

Bu üçüncü kelimede ikinci hastalık olan güvensizlik ve yalanın siyasi ve toplum hayatından çıkarılması için öngörülen bir reçetedir. Yani duğruluk ve güven siyasi ve toplum hayatına hakim olmaz ise İslam Âlemi kendine gelemez, demektir. Asr-ı saadette birbirinden çok uzak olan doğruluk ve yalan, bu zamanda artık müslümanların herbir ferdinde az çok görülmeye ve karşılıklı itimadı kırmaya başlamış olup, bunun izalesi için güzel ilaçlar ve perhizler sunuluyor.

"DÖRDÜNCÜ KELİME: Bütün hayatımda, hayat-ı içtimaiye-i beşeriyeden kat'î bildiğim ve tahkikatların bana verdiği netice şudur ki:"

"Muhabbete en lâyık şey muhabbettir ve husumete en lâyık sıfat husumettir. Yani, hayat-ı içtimaiye-i beşeriyeyi temin eden ve saadete sevk eden muhabbet ve sevmek sıfatı, en ziyade sevilmeye ve muhabbete lâyıktır. Ve hayat-ı içtimaiye-i beşeriyeyi zîr ü zeber eden düşmanlık ve adâvet, her şeyden ziyade nefrete ve adâvete ve ondan çekilmeye müstahak ve çirkin ve muzır bir sıfattır..."

Dördüncü kelime olan muhabbet üçüncü hastalık olan düşmanlık ve kin hastalığının reçetesidir.

"BEŞİNCİ KELİME: Meşveret-i şer'iyeden aldığım ders budur: Şu zamanda bir adamın bir günahı, bir kalmıyor. Bazen büyür, sirayet eder, yüz olur. Bir tek hasene bazen bir kalmıyor. Belki bazen binler dereceye terakki ediyor. Bunun sırr-ı hikmeti şudur:"

"Hürriyet-i şer'iye ile meşveret-i meşrua, hakikî milliyetimizin hâkimiyetini gösterdi. Hakikî milliyetimizin esası, ruhu ise İslâmiyettir. Ve Hilâfet-i Osmaniye ve Türk Ordusunun o milliyete bayraktarlığı itibarıyla, o İslâmiyet milliyetinin sadefi ve kalesi hükmünde Arap ve Türk hakikî iki kardeş, o kale-i kudsiyenin nöbettarlarıdırlar."

Beşinci kelime dördüncü hastalık olan ihtilaf ve ayrılıklara reçetedir. Yani İslam toplumlarını birleştiren unsurlar; din kardeşliği, vatan ve sınıf kardeşliği İslam alemince yeterince bilinip tatbik edilmediği için İslam aleminde bir ihtilaf ve dağınıklık ortaya çıkmıştır. Bu hastalığa bu ilacı kullanırsak, toplum olarak iyileşebiliriz.

"ALTINCI KELİME: Müslümanların hayat-ı içtimaiye-i İslâmiyedeki saadetlerinin anahtarı, meşveret-i şer'iyedir."

Altıncı kelime beş ve altıncı hastalıkların reçetesidir. Yani meşveret ve cumhuriyet fikri bizi istibdat ve bencilikten kurtarıp diğergam ve toplumca hareket eden bir millet şekline sokabilir ki böyle olmak büyük bir güç olmak demektir. Şahsi menfaatleri peşinde koşan bir millet ve baskıcı bir rejim asla toplumu geliştirmez, aksine iyice hasta eder. Öyle ise fertlerin millet için yaşadığı ve cumhuriyet ve meşveretin hakim olduğu bir topluma ve yapıya geçmemiz iktiza ediyor.

(1) bk. Hutbe-i Şamiye.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editörü

BENZER SORULAR

Yükleniyor...