Block title
Block content

"Bu enaniyetli zamandaki hizmet-i imaniyede en büyük tehlikem ve mânevî en büyük suçum ve cinayetim, bu zamanda hizmet-i Kur’âniyemi şahsıma ait maddî ve mânevî terakkiyatıma ve kemâlâtıma âlet yapmak imiş." cümlesini açıklar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"Bir çeyrek asırdır bu suallerin cevaplarını bulamıyordum. Bana zulüm ve işkence yaptıklarının hakikî sebebini şimdi anladım. Ben kemâl-i teessürle söylüyorum ki, benim suçum, hizmet-i Kur'âniyemi maddî ve mânevî terakkiyatıma, kemâlâtıma âlet yapmakmış."

"Şimdi bunu anlıyorum, hissediyorum, Allah'a binlerle şükrediyorum ki, uzun seneler ihtiyarım haricinde olarak hizmet-i imaniyemi maddî ve mânevî kemalât ve terakkiyatıma ve azaptan ve Cehennemden kurtulmama ve hattâ saadet-i ebediyeme vesile yapmaklığıma, yahut herhangi bir maksada âlet yapmaklığıma mânevî gayet kuvvetli mânialar beni men ediyordu. Bu derunî hisler ve ilhamlar beni hayretler içinde bırakıyordu. Herkesin hoşlandığı mânevî makamatı ve uhrevî saadetleri a'mâl-i saliha ile kazanmak ve bu yola müteveccih olmak hem meşru hakkı olduğu, hem de hiç kimseye hiçbir zararı bulunmadığı halde ben ruhen ve kalben men ediliyordum. Rıza-yı İlâhîden başka fıtrî vazife-i ilmiyenin sevkiyle, yalnız ve yalnız imana hizmet hususu bana gösterildi."

"Çünkü şimdi bu zamanda hiçbir şeye âlet ve tâbi olmayan ve her gayenin fevkinde olan hakaik-i imaniyeyi fıtrî ubudiyetle, bilmeyenlere ve bilmek ihtiyacında olanlara tesirli bir surette bildirmek; bu keşmekeş dünyasında imanı kurtaracak ve muannidlere kat'î kanaat verecek bir tarzda, yani hiçbir şeye âlet olmayacak bir tarzda, bir Kur'ân dersi vermek lâzımdır ki, küfr-ü mutlakı ve mütemerrid ve inatçı dalâleti kırsın, herkese kat'î kanaat verebilsin. Bu kanaat de bu zamanda, bu şerait dahilinde, dinin hiçbir şahsî, uhrevî ve dünyevî, maddî ve mânevî bir şeye âlet edilmediğini bilmekle husule gelebilir."(1)

Bazı insanlar özel donanımlı olarak ve özel vazifeler için tavzif edilirler. Şayet bu insan o vazifeye mugayir hareket ederse, onun tokadı ve mükellefiyeti de ağır olur. Normalde ve normal boyuttaki bir insanın kendi şahsi kemali için çabalaması gayet doğal ve normal bir şeydir. Ama özel bir vazifeye göre teçhiz edilmiş birisinin normal insan gibi kendi şahsi kemali ile meşgul olması normal bir durum sayılmaz. Üstad Hazretlerinin bu itirafı bu gerçeğe işaret ediyor. Üstad Hazretlerini masum ve kusursuz görmek yanlıştır, zira masumiyet sadece nebilere mahsustur, o da hıfz-ı İlahi ile oluyor.

Evet, Üstad Hazretleri gibi mükemmel teçhizli insanlar cemiyet adamıdırlar; kendi şahsını ve kemalini düşünmek ve onun için çabalamak onların o teçhizi ile bağdaşmaz. Önce cemiyetin selameti, sonra şahsının kemali gelir. Lakin normal insanlardan bu vazifeyi beklemek doğru olmaz. Normal insanlar hem şahsi kemali için, hem de cemiyet için çabalayabilirler. Yalnız, şahsi kemal için çalışıyorum diyerek, cemiyet vazifelerini bütünü ile terk etmek de ifrat olur, vebali de vardır.

Diğer bir bakış açısı olarak, “Ebrarın hasenatı mukarribinin seyyiatı gibidir.” Yani makamı avam olan salih insanların yaptığı iyilik ve ibadetler, büyük zatların yanında gaflet ve günah gibidirler. Bizce mübah ve normal olan hal ve durumlar, büyük zatlar için gaflet ve huzuru taciz eden haller olarak değerlendirilmiştir.

 Bu sebeple Üstad Hazretlerini kendimiz ile birebir kıyaslamamız doğru olmaz. Bize takva olan bir hal, Üstad Hazretlerine fısk olabilir.

Dini, dünya veya siyasete alet yapmak ile şahsi kemalata alet yapmak arasında ciddi bir fark vardır, iltibas etmemek gerekir. Dini siyasete alet yapmak haram iken, şahsi kemalata alet yapmak avam için mubahtır.

(1) bk. Emirdağ Lâhikası-II, (69. Mektup, Konuşan Yalnız Hakikattir)

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: 78 | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 1319 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...