Block title
Block content

"Bu fakir Said, Eski Said’den çıkmaya çalıştığı bir zamanda, rehbersizlikten ve nefs-i emmârenin gururundan gayet müthiş ve mânevî bir fırtına içinde akıl ve kalbim hakaik içerisinde yuvarlandılar. Kâh Süreyya’dan serâya, kâh serâdan Süreyya’ya kadar bir sukut ve suud içerisinde çalkanıyorlardı." Burayı "Sükut ve suud" ile birlikte açar mısınız?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

Üstadımız burada, insanın kendi başına aklı ve kalbi ile hakikatleri bulamayacağını doğru ve güzelliklerin soyut akıl ile keşfedilemeyeceğini, bu yüzden peygamberlere ve onların sünnetlerine tabi olunması gerektiğini izah ve ispat ediyor. Bu nüktenin ana konusu budur.

Üstadımız kendisini örnek göstererek insanın yek başına ne kadar aciz ve zayıf olduğunu insanların ne kadar deha derecesinde zeki de olsa Allah’ın gönderdiği peygamberlere ne denli muhtaç yaratıldığını vurguluyor.

Üstadımız burada, felsefedeki teizm ekolüne yani nübüvveti ve dini gereksiz gören kibirli filozoflara haddini bildiriyor. Teizm hakikatlerin akıl ile bulunabileceğini bu yüzden din ve peygambere gerek olmadığını savunan sapkın bir felsefi ekoldür. Üstadımız bu nüktede kibirli bir filozofun ruh halini tasvir ediyor.

Filozofların bozuk ve hakikatsiz fikir ve meslekleri, bu fikrin ve ekolün ne kadar hatalı ve yanlış olduğunu ispat eder. Hazreti Peygamber (asm)'in getirdiği Allah anlayışı ile filozofların aklı ile bulabildiği Allah anlayışı arasındaki azim fark meselemizi gayet güzel izah eder.

Sukut ve suud tabirleri insan aklının bazen bazı hakikatlere yaklaştığını ama tam ihata edemeden sukut ettiğini ifade etmektedir. Mesela, İbn-i Sina gibi dehalar bazen hakikate yaklaşır gibi olmuşlar, ama ihata edemedikleri için sukut etmişlerdir.

"Ey hayaliyle benim seyahat-i hayaliyeme iştirak eden arkadaş! O zemin tabiattır ve felsefe-i tabiiyedir. Tünel ise, ehl-i felsefenin efkârıyla hakikate yol açmak için açtıkları meslektir. Gördüğüm ayak izleri, Eflâtun ve Aristo gibi meşahirlerindir. İşittiğim sesler, İbn-i Sina ve Farabî gibi dâhilerindir. Evet, İbn-i Sina'nın bazı sözlerini, kanunlarını bazı yerlerde görüyordum. Sonra bütün bütün kesiliyordu. Daha ileri gidememiş. Demek boğulmuş. Her neyse, seni meraktan kurtarmak için hayalin altındaki hakikatin bir köşesini gösterdim. Şimdi seyahatime dönüyorum."(1)

(1) bk. Sözler, Otuzuncu Söz.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Kategorisi: Üçüncü Nükte | Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 1666 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...