Block title
Block content

"Bu güzel âlemin bir mâliki bulunmaması muhal olduğu gibi, kendisini insanlara bildirip târif etmemesi de muhaldir..." Devamıyla izah eder misiniz?

 
Cevap

Değerli Kardeşimiz;

"İ’lem eyyühe’l-aziz! Bu güzel âlemin bir mâliki bulunmaması muhal olduğu gibi, kendisini insanlara bildirip târif etmemesi de muhaldir. Çünkü, insan, Mâlikin kemâlatına delâlet eden âlemin hüsnünü görüyor. Ve kendisine beşik olarak yaratılan küre-i arzda istediği gibi tasarruf eden bir halifedir. Hattâ semâ-i dünyada dahi aklıyla çalışıyor ve küçüklüğüyle, zâfiyetiyle beraber harika tasarrufat-ı acibesiyle eşref-i mahlukat ünvanını almıştır. Ve elinde cüz-ü ihtiyarî bulunduğundan, bütün esbab içerisinde en geniş bir salâhiyet sâhibidir. Binaenaleyh, Mâlik-i Hakikînin rusül vasıtasıyla böyle yüksek, fakat gafil abdlerine kendisini bildirip târif etmesi zarurîdir ki, o Mâlikin evâmirine ve marziyatına vakıf olsunlar."(1)

Ortada bir mülk varsa bir de bu mülkün maliki olmak gerekir. Kâinat muazzam bir mülktür ve bu mülkün sahibi ise Allah’tır. Buna şahit milyonlarca delil ve burhanlar bulunuyor ki Risale-i Nur Külliyatı bu delillerden sadece bir tanesidir.

Risale-i Nur'dan mülhem bir mülahaza:

Mesela, insanların aynı sistemde olması sanatkârın birliğini ispat ediyor. Ali ile Veli'nin vücut sistemleri aynı olduktan sonra, farklı kimlikte olmaları sanatkârın değişmesine ya da şirke kapı açmasına müsaade etmiyor zaten. Yani bir ilah gelecek, önce bütün insanların temel sistemlerini kuracak, sonra -haşa- ikinci bir ilah gelip her insana özgün bir kimlik dağıtacak. Bu gibi şeyler akıl ve mantık ile bağdaşmıyor.

Bir bebeği yaratacak ilahın daha önce yaratılan bütün insanları gözden geçirmesi gerekiyor. Çünkü hiçbir insanın sureti, sesi, kokusu, parmak izi birbirine benzemiyor. Yani yeni ve özgün bir insan kimliği yaratabilmek, ancak eskileri kontrolden geçirmek ile mümkündür ki, bu da ancak sonsuz bir ilim, irade ve kudret ile olabilir.

Görüldüğü gibi yeni bir kimlik vermek, şirke davet değil şirke engel teşkil ediyor. Yani temel sistemi yaratmak ile özgün bir kimlik vermek iç içe, birbiri ile bağımlı ve bağlantılıdır; ikisini iki ilaha havale etmek aklen imkansızdır.

Üstelik özgün kimlik temel sistem üzerine kurulmuş. Yani Ali’nin kimliği ile Veli'nin kimliği aynı sistem üzerinde inşa ediliyor.  Hiçbir ilah kendi sistemi ve sanatı üstüne kurulmuş bir kimliğe müdahaleyi kabul etmez. Başkasının arsasına ev yapmak gibi, yani böyle zırvalıkları akıl ve mantık kabul etmiyor.

 "O’nun varlığının ve kudretinin delillerinden biri de: Gökleri ve yeri yaratması, lisanlarınızın ve renklerinizin farklı olmasıdır. Elbette bunda bilen ve anlayan kimseler için ibretler vardır."(Rum, 30/22)

Eşyanın istisnasız benzerlik içinde olması, Yaratıcı'sının birliğine ve tekliğine işaret ettiği gibi, aynı eşyanın hususi bir imtiyaz ve kimliğe sahip olması da Yaratıcı'nın azamet ve yüceliğine işaret ediyor.

Fesubanallah, iki santimlik parmak ucuna milyarlarca farklı parmak izi çizmek harika bir ilim, irade ve kudret ile olabilir. Her parmak izini çizmek için ayrı bir ilah tasavvur etmek mi mantıklı, yoksa sonsuz ilim, irade ve kudreti ile her parmağa farklı bir çizgi çizen bir İlah mı mantıklı?..

Her şeyi mükemmel bir şekilde tedbir ve idare eden Allah’ın, insan ile konuşmaması, kendini tarif edecek resul ve kitaplar göndermemesi mümkün değildir. Aslında kâinat ve Kur’an Onun bize kendini tarif etmek istediğinin en somut en açık en bariz bir delilidir. Çünkü kâinat bir kitap, Kur’an ise bu kitabın tefsiri, nebiler ise bu tefsirin muallimleridirler. Bu üçü arasındaki gereklilik bağı o kadar zahirdir ki, kör gözler bile bunu inkâr edemez vesselam.

(1) bk. Mesnevi-i Nuriye, Zeylü'l-Habbe.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale Editör

Paylaş
BENZER SORULAR
Yükleniyor...